ANASAYFA
  18 Mayıs 2012 Cuma 07:11  Dersimnews.com Yenilendi 21:07:00  Misyoner Müftünün İtirafları 19:33:00  Çalıştayın Amacı Alevi Sunnileştirmekmiş! 17:57:00  Paş Köyü’nde Askerler Ormanları Yakıyor! 15:30:00  Amaç Devşirme Alevi Yetiştirmek -01:26:00  FDG’den Erdoğan’ın Sözlerine Tepki 22:39:00  Dersim’de Kayıp Bir Ozan: Sey Qaji 11:49:00  Çanakkale’de Artin Ağa’nın Kahvesi Buruktu O Gün 11:40:00  İşkur 130 Kişiye İş Verecek 11:10:00  Peri Suyu Darda! 20:27:00  
Untitled Document
  Hava Durumu
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
 Haftanin Çok Okunanlarİ
 
 Çok Yorumlananlar
 Dersimli Sanatçılara Açık Çağrı


BAYTAR NURİ’NİN ÖRTÜLÜ İTİRAFLARI
Baytar Nuri bir nevi itirafname yazmıṣ. Ama itiraflarını perdelemiṣ. Durumunu kurtarmak için hayali senaryolar icat etmiṣ. Kendisi yazıyor, Suriye´ye çıkana kadar devlet hizmetinde çalıṣmıṣ. Hep özel emirlerle kurtarılmıM

Baytar Nuri’nin Örtülü İtirafları

Sait ÇİYA

BAYTAR Bizim gençligimizde Dersim´le ilgili yazılı kaynaklar yoktu. El altından kopyası daḡıtılan Baytar Nuri´nin Kürdistan Tarihinde Dersim kitabı tek yazılı kaynaktı. Kitaplarda yazılanların çok önemli görüldüḡü bir dönemde, bu kitapta yazılanlar tek doḡru olarak görüldü. Gerçi Baytar Nuri´nin söyledikleri halkımızın anlatımları ile uyuṣmuyordu. Yaṣlılarımız yazılanlara katılmıyordu. Biz yine de kitapta yazıyorsa doḡrudur anlayıṣındaydık.
Yanılmıyorsam, Baytar Nuri´nin yazdıklarına ilk eleṣtiriyi Mustafa Düzgün ve Seyfi Cengiz yaptı. Dersim ile ilgili belge ve bilgiler çoḡalınca Baytar´ın dediklerinin doḡruluḡu tartıṣılmaya baṣlandı.
Baytar Nuri´nin Hatıratım diye baṣka bir kitabı da var. Bu iki kitap birbirini tamamlıyor.

Dersim´i biraz bilen, dilini-kültürünü tanıyanlara bu iki kitabı yeniden okumalarını öneririm.
Ben yeniden okudum.
Baytar Nuri bir nevi itirafname yazmıṣ. Ama itiraflarını perdelemiṣ. Durumunu kurtarmak için hayali senaryolar icat etmiṣ.
Kendisi yazıyor, Suriye´ye çıkana kadar devlet hizmetinde çalıṣmıṣ. Hep özel emirlerle kurtarılmıṣ. Kendisine payeler verilmiṣ. Her gittiḡi yerde çiftlikler hediye edilmiṣ. Devlet adına Dersimlilere elçi olarak gönderilmiṣ. Dersim aṣiretlerini devletle barıṣtırmak istemiṣ.
Sadece devletle deḡil, zamanın Kürt örgütleriyle de iliṣkisini koparmamıṣ. Çok taraflı birisi. İki elinde üç boncuk saklamıṣ.
Birisini devlete, birisini Kürtlere, birisini de Dersimlilere gösteriyormuṣ.

Babasının Yolunda


Baytar Nuri´nin babasının devletle arası iyidir. Dersimlilere Türkçe öḡretmekle görevlidir. Ayrıca Mılla´lık yapmaktadır. Birinci görevi Türkçe öḡretmektir. İkinci görevi, eski yazıyı bildiḡinden ölümlerde Kuran okumaktır. Baytar´a göre, „Dersim genel aṣiretleri arasında sülalemize mensup ṣahsiyetlerden baṣka katiyen hiç bir okur-yazar tahsil sahibi kimseye maalesef tesadüf edilmemiṣtir“ (Hatıratım, sf. 18) Anlaṣılıyor ki aile olarak devletle baḡları vardır. Babası Dersim valisi Kemahlı Saḡıroḡlu Sabit´e methiye ṣiirleri yazmıṣ, hediye olarak da oḡlu yatılı mektebe kaydedilmiṣtir. (Hatıratım, sf. 26).

Elazıḡ´daki mektebi bitirince Istanbul´a gider. Baytarlık mektebine girer. Yazdıklarına inanılırsa bu yıllarda Kürt örgütlerine katılır. Hatta hedef haline gelir. Gözden kaybolur. Dersim aṣiretleri haberdar olurlar, Babıaliye ṣiddetli protestolar gönderirler. Osmanlı idaresi de takibattan vazgeçer. (Hatıratım, sf. 35)
Aynı yıl Dersim´e ailesinin yanına gelir. Nedense Hozat´ta mutasarrıf olan Kemahlı Saḡırzade Sabit Bey´in övgülerine mazhar olur. (age, sf. 35)
Enteresan, hem Osmalı ile Dersimi karṣı karṣıya getirecek kadar önemli birisi, hem de nedense Dersim´e gelince Vali baḡrına basıyor.
İnsanın içinden bu ne sevgi demesi geliyor.

Baytar Nuri Orduya Katılıyor


Baytar Nuri 1. Dünya Savaṣı sürecinde ordu hizmetine girer. Üç ay sonra 4. Ordu menzil müfettiṣliḡi nokta baytarlıḡına zabit vekili rütbesiyle tayin olur ve merkez memuru olur(age, sf.79)

Bugünki dile çevirirsek, subaylık rütbesine kavuṣmuṣtur. Ayrıca merkez memurudur. Merkez memuru ne anlama geliyor belli deḡil. Muhtemelen istihbarat görevlilerine böyle diyorlar. Bu görevini çok iyi yapıyor. „erkánı harp binbaṣısı Ali Rıza Beyin son derece hüsnü teveccühüne mazhar oluyor.“ (age, sf. 79) Kendisine taktirnameler veriliyor. Güya aynı zamanda da Kürtleri uyandırmakla çalıṣıyormuṣ. Takip ediliyormuṣ. (age, sf. 80)
Baytar´ın kendisi ile ilgili yalanları bir yana, devlet hizmetini ödülsüz bırakmıyor.
Birinci dünya savaṣı yıllarıdır. Osmanlının iṣi zor. Ermeni örgütlenmeleri güçleniyor. Rus ordusunun iṣgal tehlikesi var.
Hep söylenir, Osmanlı´da oyun çoktur. Dersimliler bölgede önemli bir güç. Hem aṣiret kuvvetleri olarak dikkate deḡer güçleri var. Hem de coḡrafik olarak Ermeni-Kürt-Türk çeliṣkisinin merkezindeler. Osmanlı, Dersim´i yanına almaya çalıṣır. Aslında Dersim´i Rusların önüne sürmek ister. Zaten biliniyor. Henüz Rus Ordusu Erzincan´a gelmeden Osmanlı Ordusu Sivas-Malatya hattına geri çekildi. Bu süreçte Dersim´in aḡırlıḡı artıyor. Osmanlı Dersim´le barıṣık deḡil.
Dersim´in alevi kimliḡi de dikkate alınarak Bektaṣi Çelebi Cemalettin Efendi Dersim´e gönderilir. Kahramanımız burada da devreye girer, „ordu emriyle Çelebi Cemalettin Efendi´ye müṣavir“olur. (age, sf.84) Çelebi Efendi baṣarılı olamaz. Dersimliler Osmanlının elçisine güvenmezler. Yerine adamı Baytar Nuri kalır. Fahri Yüzbaṣı rütbesiyle Dersim´e gider. Emrinde 65 kiṣilik askeri müfreze vardır. Kısaca görevi ṣudur: „ aṣiretlere nasihatta bulunmak, askeri güçlere saldırıyı önlemek.“ (sf. 85) Baytar da baṣarılı olmaz. Kendi deyimiyle, „Dersimliler bildiklerinden ṣaṣmıyorlardı.“ (sf. 85)

Dersimliler Baytar´ı Tutuklarlar


Görevini kendisi yazıyor.

Baytar Osmanlının 2. Ordu kumandanı Vehip Paṣa´nın huzuruna çıkar. Vehip Paṣa kendisine görevini açıklar.
Okuyalım:
„ Çelebi Efendi´nin onayı gereḡince Dersim´de asayiṣin saḡlanması ve aṣiretlerin hükümet merkezlerine saldırı ve iṣgallerini önlemek ve savaṣ sonunda Kürtlerin milli isteklerinin yerine getirilmesinin saḡlanması için ordu adına kesin söz verdiḡini bildirdi. Bu sözlerine ilavetende, ´aṣiret reislerine örtülü ödenekten verilmesi uygun görülen paranın daḡıtımı için idari yetki ile Dersim´e gitmem gerektiḡini bildirmiṣti„ (Kürdistan Tarihinde Dersim, sf, 75)
Baytar devletin güvendiḡi birisi. Örtülü ödeneḡin Dersim´deki idari temsilcisi. Öyle her devlet memuruna bu iṣleri vermezler. Baytar, derin devlet, çekirdek devlet denilen kuruma baḡlı olarak çalıṣıyor.
Baytar Nuri´nin devlet adına elçiliḡi istediḡi gibi gitmez. Koçan kuvvetleri onu tutuklarlar. Baytar´ı okumaya devam edelim.
„… Hozat merkezine gitmek üzere Ulukale bölgesine yetiṣdiḡimde Koçan aṣireti tarafından abluka edilmiṣtim, tabi teslim oldum. Aṣiret reislerinden Hüseyin Aḡa, bizi teslim alarak, Dersim´e ne amaçla geldiḡimi ve nereye gideceḡimi bildiḡini bildirdikten sonra, beni ṣahsen tanımasına ve hatta aramızda kivrelik denilen ananevi baḡ mevcut bulunmasına raḡmen bizi silahsızlandıracaḡını ve milyonlara varan paraların yanımızda mevcut bulunduḡunu bildiḡi halde buna el dokundurmayacaḡını sözlerine ekledi.“ (KTD, sf. 75-76)
Koçanlılar silahları aldıktan sonra serbest bırakırlar. Baytar eski ṣefi Vali Sabit´ın yanına gider. Örtülü ödeneḡin parasını daḡıtmakla ilgilenir. Dersimlilerle askeri kuvvetler ve milis aṣiretleri arasında Hozat çevresinde çatıṣmalar olur. Baytar, bunu „çapulculuk“ olarak adlandırır. Dersimliler Baytar´ı yeniden tutuklamak isterler. „ Gönderdiḡim haberlere karṣılık olarak Hozat´dan çıkmam gerektiḡini, aksi taktirde Hozat´ı savunan aṣiretlerle birlikte benim de katliama maruz kalacaḡım bildiriliyordu. Bu konuda beni kandırmak için, savaṣ cephesinde bulunan babam, özel olarak bizzat Hozat merkezine gelmiṣti.“ (KTD, sf. 76)
Ama Baytar uyanıktır. Babasına da kanmaz. Baṣına gelecekleri bilir.
Bir süre daha Dersim´de ordu karargahında kalır. Aṣiret reislerini Türk ordusunun planlarına ortak etmek ister. Söylediḡine göre Kurmay Baṣkanı İsmet Bey´i( İnönü) de ziyaret ederler. Dersimlilere hediyeler daḡıtılır. Aṣiret temsilcileri hediyeleri red ederler. Sadece silahları alırlar. (KTD, sf. 77-78)
Baytar amacına ulaṣamamıṣtır. Yeni görevine atanır.

Baytar, Ermeni Jenosidini Türkler Lehine İnkar Ediyor


Baytar, Ermeni soykırımı ile ilgili de birbirini tutmaz açıklamalarda bulunuyor. Bazen Ermeniler katledildi diyor. Öteki söyledikleri bunu yalanlıyor.

Baytar´a inanacak olursak, Ermeniler Kürtleri jenosidden geçirmiṣler. Ṣahidi de patronu İttihat- Terakki ṣeflerinden Cemal Paṣa:
„Kürt kahramanları Sarıkamıṣ cephesine kadar yürüyerek Ermenilerin tecavüzlerini uzaklaṣtırmaya muvaffak olmuṣlardı. Istanbul´da Kürdistan Teali Cemiyeti´nden almıs oldukları direktif dairesinde öz vatanları üzerinde Kürt kahramanı Cibranlı Miralay Halit Bey olduḡu halde Kürt ve Kürdistan teṣkilatı yapmaḡa baṣlamıṣlardı. Gerek bizzat gördüḡüm ve gerekse bazı Kürt zabiti vasıtasıyla yaptıḡım tetkikat neticesinde ve gerekse bazı Türk erkánı harbiye dairelerinin dosyalarına vukufum ve aldıḡım malumat üzerine ve hassaten Cemal Paṣa´nın hatıratında açıklanan yazı ve istatistikler mucibince harbin baṣlangıcı olan 1914 senesinden 1919 senesi sonuna kadar Kürdistan´da vaki olan zaiyet, büyük çoḡunluḡu Kürtlerden olmak üzere 1,5 milyonu mutecavizdir ki bu zaiyatın ekserisinin Ermeniler tarafından bilfiil gerçekleṣtirilmıṣ olan cinayetlerden ve katliamlardan ileri geldiḡi kati surette tahakkuk etmiṣti.“ (Hatıratım, sf.53)
Sıkıcı da olsa tekrarlıyalım.
Baytar, Erkanı Harp Dairelerine vakıftır. Bu dairenin bugünkü adı Genel Kurmay Baṣkanlıḡıdır.
Cemal Paṣa´nın istatistikleri Baytar´ın kanıtıdır. Cemal, Talat, Enver Paṣalar Ermeni Jenosidinin planlayıcısı ve uygulayıcılarıdırlar.
Ermeniler 1,5 milyon Kürdü katletmiṣtir. Demek istediḡi Ermeni jenosidi yoktur.
Hamidiye Alaylarının yaptıḡını da kahramanlık olarak göstermektedir.
Öteki kitabında ise bunun aksine, „… öteden beri Türklere kulluk eden bir takım soysuzların, Güney Kürdistan Kürtlerinden oluṣturmuṣ oldukları Hamidiye Alayları, hala Türk kandırmalarına kapılmaya devam ederek ve Kürtlüḡün milli menfaatlerine aykırı olarak, kardeṣ Ermeni gönüllü teṣkilatlarına ve Rus Ordularına karṣı intihar savaṣlarına devam etmiṣlerdi.“ diye yazıyor (Kürdistan Tarihinde Dersim, sf. 81)
Baytar bunu hep yapıyor. Bir yerde dediḡini, daha sonra unutuyor. Ufak bir kurnazlık da yapmıṣ. Hamidiye Alaylarının tamamına yakını Küzey Kürtlerinden oluṣturulmuṣtu. Baytar suçu Güney Kürtlerine atarak, arkadaṣlarını korumak istemiṣ.

Cezaevinden Çiftliḡe


Baytar deḡiṣik tutuklanmalardan bahsediyor. Istanbul´da, Sivas´da tutuklandıḡını söylüyor. Hep bir kurtarıcısı oluyor. Her ne kadar Dersimlilerin onu kurtarmak için harekete geçtiḡini söylüyorsa da, inandırıcı olamıyor. „Dersim aṣiretleri ve Dersim valisi tarafından“ (KTD, sf. 82) yapılan protestolar sonucu serbest bırakıldıḡını söylüyor.

Vali ve Dersimlilerin aynı anda Baytar´ın serbest bırakılmasını istemeleri mantıklı deḡil. Baytar, Dersim Valisi Saḡıroḡlu Sabit´in adamıdır. Kefil olmuṣtur. Bıraktırmıṣtır. Durumu açıḡa çıkmasın diye Valinin yanına Dersimlileri de yazıyor.
Yeniden tutuklanıyor. Güya Dersimliler harekete geçiyor. Demekki Vali ilgilenmemiṣ. Bu sefer ṣifre ile Mustafa Kemal devreye giriyor. „Mustafa Kemal Paṣa bir ṣifre ile tahliyemi Sivas Valisi Reṣit Paṣa´dan talep etti. Hemen tahliye edildim.” (Hatıratım, sf. 109)
Vali, küçük bir ricada da bulunmuṣ. “… Dersimlilere nasihat vererek Ankara Hükümet´ine sadık kalmalarının teminine çalıṣmamı rica etti.“ (KTD, sf.94)
Ricasına karṣılık olarak bir de çiftlik hediye ediyor. (KTD, sf. 94)
Anlattıklarına bakılırsa Teṣkilat-ı Mahsusa takip ediyor. Hakkında raporlar var. Istanbul´dan Dersim´e kadar hep Kürdistan için çalıṣmıṣ. Baṣı aḡrısa Dersimliler iṣini-gücünü bırakıp onu kurtarmak için adeta hükümete savaṣ açıyorlarmıṣ. Çok önemli bir lidermiṣ.
Ama nedense sürekli taktirnameler alıyor. Hatta Mustafa Kemal kendisine milletvekilliḡini öneriyor. (Hatıratım, sf. 106) Milletvekilliḡini almıyor, çiftliḡin baṣına geçiyor.
Bu, hizmetlerinin karṣılıḡında aldıḡı birinci çiftliktir.

Hamidiye Alayları Dersim´de


Baytar, Cibranlı Halit komutasındaki Hamidiye Alayının Pulur´a gönderilmesini de yazıyor. (KTD, sf.84) „Dersimliler, gerek alay kumandanın ṣahsına ve gerekse fertlerine karṣı iyi karṣılama gösterdiler ve hiç bir olay çıkmaksızın, alaya karṣı gelmeksizin Ovacık´a geldiler.“

Baytar´ın Ovacık dediḡi Pulur, Hamidiye´ye yabancı deḡildir. 34. ve 36 Hamidiye Alayları 1908´de Neṣet Paṣa Hareketi olarak adlandırılan saldırıda da yer aldılar. (Jandarma Umum Komutanlıḡı Dersim, sf. 151) Derȇ Semku denilen vadide ṣiddetli çatıṣmalar yaṣandı. İki tarafda kayıplar verdi. Ama Hamidiye fazla ilerleyemedi. Hamidiye Alaylarının Dersim´deki ismi Eskerȇ Kulıkini´dir. Kalleṣlikleri ve gaddarlıkları ile anılırlar.
1919´da Hamidiye içeriye yönelmedi. Savaṣ yıllarında ve sonrasında yıkılan Osmanlı idaresini Pulur´da yeniden kurdu. Bir dönem Pulur´da kaldılar. Türk idaresi kurulunca, yerini Osmanlı askeri kuvvetlerine bırakarak geri çaḡrıldılar. Dersimlilerin, Hamidiyeyi „iyi karṣıladıḡını“ söylemek dahi Baytar´ın Dersim gerçeḡinden ne kadar uzak olduḡun gösteriyor.

Baytar Dersim´e Sıḡınıyor


Koçgiri Direniṣi yenilince, Koçgiriler İç Dersim´e sıḡınıyorlar.

Baytar da gelenlerin içinde.
Ama, O kendini Dersim´de yabancı hissediyor. Dersimliler onu sevmiyor.
„Gerek pederimin ve gerekse büyük ceddimin Molla Mehmet Ali Efendi ve amcamın Dersim aṣiret reislerinin ahfad ve evladının çocuklarının tahsil ve ilim-irfanına hayatlarını vakf etmiṣlerse de umumi noktayı nazardan aṣiretler arasında bu ṣahsiyetlere laik oldukları derecede ehemmiyet, itibar ve takdiri göstermiyorlardı. Aralarında hoca (mulla) tabiri maalesef adeta tahkir konusu oluyor ve hatta kıymetsiz bir ṣey gibi telakki ediliyordu. Bittabi ben de aynı hoca, mulla ahfadının bir evladı idim. (Hatıratım, sf. 120)
Doḡrusu Dersimliler ne kadir-kıymet bilmez insanlarmıṣ.
Soyu-sopu Dersim´i aydınlatmak için çalıṣmıṣ, kendisi o kadar ayaklanmayı yönetmiṣ, Dersim´i temsil etmiṣ, boynunda idam cezası var, kendisine itibar etmiyorlar.
Bu iṣin bir hikmeti olmalı.
Adam hem Seyit Rıza´yı temsil ediyor, Dersimliler onun için gecesini-gündüzüne katıp Ankara´ya-Istanbul´a protesto telgrafları çekiyorlarmıṣ, hem de kendisini, “adamdan geri, bilmem hangi sınıfa dahil” ediyorlar. (Hatıratım, sf. 122)
Baytar ṣöyle meṣhurdum, herṣeyin planlayıcısıydım övünmeleri arasında, zaman zaman kalemine hakim olamıyor, Dersimlilerin O´nun hakkındaki hükmünü de itiraf ediyor.
Baytar, Seyit Kemalu aṣireti nezdinde bulunan Dersim aṣiretlerinin Seceresi´ni görüp-okumak ister. Göstermezler. Kitabında bundan ṣikayetçidir. Dersim Soykırımında Secere´yi Nazmi Sevgen gasp eder. Baytar´ın kitabını yayınlayan Mehmet Bayrak´ın yorumu da ilginç.
“Ṣecere´yi N. Dersimi´ye açmayan anlayıṣ, Dersim katliamına bizzat katılan Jnd. Albay Nazmi Sevgen´e vermek zorunda kalıyor” (Hatıratım, sf. 138)
M. Bayrak hangi anlayıṣı eleṣtiriyor?

Dersimliler güvenmedikleri bir kiṣiye, kendilerince kutsal sayılan belgeleri neden göstersinler?

O´nu kendilerinden görmüyorlar.
Nazmi Sevgen´e gelince, kimse O´na bir ṣey vermedi. Soykırım sürecinin sonucudur. Topraklarımız iṣgal edildi, katledildik, maddi-manevi olarak talan edildik.
İṣgalciler bize ait ne varsa gasp ettiler.
M. Bayrak ne demek istiyor, yoksa, bakın ne hale düṣtünüz, diye halkımızla alay mı ediyor, pek belli deḡil.

Baytar Yuvaya Dönüyor


Ṣıx Sait önderliḡindeki Zaza Direniṣi yenilmistir. Dersim, Direniṣten doḡrudan etkilenmese de direniṣle ilgilidir. Direniṣi desteklediḡi gerekçesi ile Hesen Xeyri idam edilmiṣtir. Bazı Dersim aṣiretleri Direniṣe karṣı çıkmıṣlarsa da, Dersim, Direniṣe katılmadıḡı gibi karṣı da çıkmamıṣtır. Hatta Koçan kuvvetleri dolaylı destek vermiṣtir. Aḡrı bölgesinde Kürt Direniṣi filizlenmektedir. Kemalist rejimin zamana ihtiyacı vardır. Dersim´e topyekun saldırı için uygun zamanı beklemekteler.

Bu arada Dersim aṣiretlerini oyalamak, bazılarını yanına almak, aṣiretleri birbirine kıṣkırtmakla meṣguller.
Bu amacla Diyarbakır valisi Ali Cemal, Elazıḡ valisi Rıza, askeriyeden İzzettin Paṣa Dersim´e gelirler. Vali Ali Cemal, Atatürk´ün emriyle geldiḡini söylemektedir. Xozat´ta görüṣmeler olur. Vali Ali Cemal, „.. benim dahi(Baytar) Dersim´den çıkarak Elazıḡ´da oturmamın yetkililerce gerek görüldüḡünü ve hiç bir sorgu ve sorumluluḡa uḡratılmayacaḡımı ve yakın zamanda bu duruma dair özel bir karar dahi çıkarmaya söz verdiḡini sözlerine ekledi.“ (KTD, sf.129)
Çaresizdir, yetkililerce gerek görülmüṣse, ne yapsın. Memurdur. Amirlerine karṣı mı çıksın.
Ama, O, iṣi kılıfına uydurmak istiyor, „Seyit Rıza, Aliṣer ve ben, Dersim´den çıkmam konusundaki teklifi aramızda görüṣtük ve neticede; Seyit Rıza Elazıḡ´a gelemeyerek sürekli olarak Dersim´de kalacaḡından, benim hayatımın Elazıḡ´da güvenli kalacaḡı kanısına vararak Elazıḡ´a gitmeme karar verdik.“ (KTD, sf,129)
İnsan ne diyeceḡini saṣırıyor.
Baytar´ın hayatı Dersim´de güvende deḡil, Elazıḡ´da güvende. Doḡrudur, kiṣi nereye aitse, orda kendini güvende hisseder.
Gerçekte Koçgiri´den kurtulanların Dersim´de kalmaları Kemalist rejim açısından hep sorundur. Ama Dersim baht ülkesidir. Dersim´e sıḡınan geri verilmez. Hayatı garanti altındadır. Baytar sıḡınmamıṣ, gönderilmiṣtir. Zamanı gelince de geri çaḡılmıṣtır.
Baytar Elazıḡ´a gelir. Vali kendisini misafir eder. Holvenk manastırı da kendisine tapulanır. (KTD, sf. 129)
Bu kazandıḡı ikinci çiftliktir.
Bu çiftlik meselesi çok ilginc. Ṣıx Sait Direnisi´nde de içerden iṣbirliḡi yapan Binbaṣı Kasım aynı ṣekilde ödüllendirilmiṣti. Baytar´ın konuya iliṣkin yorumu ṣöyle. „Ṣeyh Sait ve 47 savaṣçı aṣiret reisleri de Diyarbakır´da 4 Eylül 1925´te idam edilmiṣlerdir. Yalnız Cibranlı soysuz ve hain binbaṣı Kasım serbest bırakılmıṣ ve ihanetine mükafat olarak kendisine Anadolu´da toprak verilmiṣtir.“ (KTD, sf.124)
Binbaṣı Kasım ihanet ettiḡi için, Baytar da savaṣtıḡı için ödüllendirilmiṣ.
Ali Cemal´in „gizli ödenek parasından yüklü harcamada bulunmasın“ı analatır. Kendisinin çiftlik dıṣında ne aldıḡını yazmaz.
Hani Koçgiri direniṣini yönetmiṣti. Kürdistan bildirileri yazmıṣtı. Görüṣmelerde temsilci olmuṣtu. Hakkında idam kararı vardı.
Doḡrusu Kemalist rejim ne kadar kendini ṣaṣırmıṣ. Savaṣlar yönetmiṣ, örgütler kurmuṣ, idam cezasına çarptırılmıs birisini baṣ tacı yapıyor.
Uzlaṣmacı Hesen Xeyri´yi asıyor, savaṣçı Baytar´ı ödüllendiriyor.
Baytar´ın bir eli yaḡda, bir eli baldadır. Vali, komutanalarla içki alemlerinde gününü gün etmektedir. Türklere baṣka bir hikaye, Dersimlilere baṣka bir hikaye, Kürtlere baṣka bir hikaye anlatmaktadır. Kendi deyimiyle, „ipte oynayan cambaz“dır. (KTD, sf.130)
Baytar yeni görevine hızlı baṣlar.

İdamlık Baytar Ankara Yolunda


Efendilerine güven vermek için Dersim aṣiretlerini Ankaraya´ya, Diyarbakır´a götürmeye çalıṣır.

İlk yolculuk Ankara´yadır. Dediḡine bakılırsa, kervanı İbiṣ Zeki ayarlamıṣtır. Kendisinin rolü yoktur. Nedense Vali Cemal kendisini de heyete katmıṣtır. Ankaradakiler bu gözü pek savaṣçıyı yakından tanımaya karar vermiṣlerdir.
Bazı aṣiret ileri gelenlerini de yanına alıp Ankara yoluna düṣerler. Bu heyetin bir adı da „saygı heyeti“dir. (KTD, sf. 138) Heryerde balolarla, ziyafetlerle karṣılanırlar. Ankara´da Meclis Baṣkanı Kazım Paṣa ile, İsmet Paṣa ile görüṣürler. Her ne kadar Seyit Rıza ve öteki liderlerin gelmemesi heyetin gücünü zayıflatıyorsa da, baṣta Baytar olmak üzere heyete, Gazi´nin ziyaretten duyduḡu memnuniyeti iletirler. „Heyet Ankara´dan Dersim´e dönmüṣ, ben bir kısım arkadaṣlar ve vali Cemal Istanbul´a gitmiṣtik.“ (KTD, sf, 131) Bu arada Ankara´da Türkçülük, Istanbul´da Kürtçülük yapar. Kadri ve Cemil Paṣazadelerle gizlice görüṣüp, „Dersimlilerin Ankara Hükümetiyle siyasetin gereḡi yaptıkları ilṣkilerin gayesini açıkladım ve milli haklarımızın gerçekleṣmesi için sonsuza kadar çalıṣacaḡımıza dair Dersimliler adına Genel Merkeze bildirilmek üzere bir yazılı belge imzalayarak kendisine verdim.“ (KTD, sf130-131)
Ancak Anakara´da hangi belgeyi imzaladıḡını söylemez.
Türk rejiminin merkezi ile görüṣtüḡünde halá idama mahkumdur.
İdama mahkumdur, ama savaṣ kazanmıṣ komutan gibi karṣlanır.
Vali ve komutanlarla ortak geziler tertipler, özel görüṣmeler yapar.
Burada bir parentez açalım. Celal Bayar, Atatürk, Dersim´de milisleri dahi isimleri ile tanırdı, derken haksız deḡildir.

Ankara´da Koçan´a Karṣı Savaṣ Kararı Çıkar


Ankara ziyareti sonuçsuz kalmaz. Devlet Koçan´a saldırı kararı almıṣtır. ( Zazaca´da aṣiretin adı Qocan ya ki Qocu´dur) Dersim´i parça parça yutmak niyetindedir. Ziyarete katılan bazı aṣiretler milis olurlar. Kimisi tarafsız kalır. Koçan her yönden kuṣatılır.

Dersim´e Batıdan saldırıldıḡında Koçan geçilmez kaledir. Genelkurmay, “Öteden beri Dersim´in yenik olmayan aṣireti ve milli kahramanları adını taṣıyan Koçuṣaḡı” diyerek bunu kabullenmiṣtir. (Genel Kurmay belgelerinde Kürt İsyanları cilt. 1, sf. 259)
O günkü koṣullarda Kemalistlerin Koçan´ı tek baṣına yenmeleri zordur. Ya da büyük kuvvetlere ihtiyac vardır. Aḡrı´da Kürt Direniṣi baṣlamıṣtır. Bunun için askeri kuvvetlerin yanında yerli milislere de ihtiyac duyarlar. Çemiṣgezeg´in Kürt ve Türk köylerinden milisler toplarlar. Bunlar yetmez, Koçan´la çeliṣkisi olan bazı aṣiretleri de iṣbirliḡine katarlar. İṣbirliḡi yapan aṣiret reisleri Ankara heyetine de katılmıṣlardı. Milislik yapan aṣiretler kendilerine Baytar´ı komutan seçerler.

Aliṣer ve Baytar Karṣı Cephelerde


Aliṣer ve gurubu Koçgiri´den sonra uzun dönem Koçan bölgesinde kalmıṣlardır. Daha sonra Aliṣer arkadaṣları ile birlikte Seyit Rıza´nın yanına gitmiṣtir.

Anılarında, kendisini her vesile ile Aliṣer ile iliṣkilendirmek isteyen Baytar, 1926´da Aliṣer´in de içinde olduḡu Koçanlılara karṣı savaṣmıṣtır.
Vali Cemal, Baytar´ı da yanına alıp Pulur´a gelir. Munzur gözelerinde aṣiretlere Koçan´a karṣı savaṣ için yemin ettirmek ister. Bazı aṣiretler iṣbirliḡine yanaṣmazlar. Gönülsüzdürler. 24 saatlik zaman isterler. Sonunda bazıları milisliḡi kabul eder.
Baytrar´ı dinleyelim:
“… Vali Cemal benim kendisinden ayrılmama fırsat vermiyordu ve ben de ṣüpheye meydan vermemek için kendisinden ayrılamıyordum.
Kürtler (Dersimlileri kastediyor-benim notum), Koçan aṣireti cezalandırıldıktan sonra, diḡer aṣiretlerin de birer bahane ile aynı sonuca getirileceklerini tamamen sezmiṣlerdi. Antlaṣma için istenilen yirmi dört saatlik izinden gaye, bir red cevabı vermek için deḡil, Koçan aṣiretine yardım için gereken araçları temin etmekti. Bu araçlar, istenilen müddet zarfında saḡlandıktan sonra, Koçan aṣiretinin cezalandırılması savaṣına katılacaklarına dair vali Cemal´a uygunluk cevabı verilmiṣti. Bu cevapta ṣu ṣartlar ileri sürülmüṣtü:
Ovacıklıların tutacakları cepheye Türk askeri gönderilmemesi….
Ovacık cephe komutanlıḡının, benim sorumluluḡuma verilmesi….
Ali Cemal….. ileri sürülen ṣartları kabul etti.” (KTD, sf. 133)
Baytar burada dolaylı da olsa askeri kimliḡini açıklamaktadır.
Dersimlilere karṣı Türkler adına cephe komutanı olduḡunu söyler, ama yaptıkları konusunda ketum davranır.
Baytar, “Vali´nin tekliflerine karṣı gelmemek planımız gereḡinden idi” (KTD, sf. 132) diyerek Vali´nin teklifleri doḡrultusunda çalıṣtıḡını da itiraf ediyor. Kim kendisine demiṣ, git Vali´nin emrinin altında çalıṣ. Bu „planı“ kiminle yapmıṣ. Vali´nin her emrini yerine getirmiṣ mi, ya da baṣka hangi emirler almıṣ, bunları yazmaz. Aslında, bu itiraf çok taraflı çalıṣtıḡının da kabulüdür.
O´nun yardım-mardım hikayesi palavradır. 1926´da milisler eliyle Koçan köyleri yakıldı. Mallarına el konuldu. İnsanlar katledildi. Baytar´ın yer aldıḡı kuzey gurubu, güney´deki Kürt ve Türk milisleri kadar baṣarılı olamadılarsa da, zor anlarda, kuzey geçitlerini tutarak aṣiretin hareketini sınırladılar. Koçanlıları çembere aldılar.
Genelkurmay belgelerinde Baytar´ın komutanlıḡını yaptıḡı kuzey milisleri hakkında bazı bilgiler var.
„ 11 Kasım günü, Erzincan müfrezesi ile emrine verilmiṣ bulunan Ovacık milisleri saat 12.00´de Bresor( doḡrusu Barasor´dur-bn) gediḡi ile Deveboynunu herhangi bir direnme ile karṣılaṣmadan iṣgal ettiler. Saat 15.00´de Ovacık milisleri Yılan daḡının en doḡusundaki Zirveyi, 11. Alaydan iki makinalı tüfekle takviyeli bir bölük de, Yılan daḡının kuzey ve doḡusundaki tepeleri iṣgal ettiler. Bu suretle Üç tepelerle Karatepe arasında irtibat saḡlanmıṣ oldu. 10. ve 13. Alayların Kurudere ve uzanımını iṣgal etmesiyle, asiler dar bir sahaya sıkıṣtırılmıṣ oluyordu.“ (Genel Kurmay Belgelerinde Kürt İsyanları.Cilt.1, sf. 254)
Koçan saldırısı Eylül´de baṣladı, Aralık´a kadar devam etti. Koçanlılar kahramanca direndiler. Köyleri yakıldı, mallarına el konuldu, ama yenilmediler.
Genelkurmay´ın açıkladıḡı rakamlara bakalım.
„Koçusaḡı tedip harekátının baṣlangıcından bu yana, Kuzey Cephesi Birliklerinden (10., 13. Alaylar), bir subay, 31 er sehit, bir subay, 53 er yaralı verilmiṣ, ayrıca 10 er de kaybolmuṣ ve buna karṣılık asilere bir hayli zayiat verdirilmiṣ ve 1084 küçük baṣ, 342 büyük baṣ hayvan ganimet alınmıṣtı.“ (adı geçen eser, sf.261)
Bu rakamlar da tümüyle doḡru deḡil. Çatıṣmalarda milislerden de ölenler ve yaralananlar var. Genelkurmay, onları „kayıp“tan saymıyor. Koçanlılar ise ölülerini iṣgal kuvvetlerine vermediler.
Saldırının amaclarından birisi de ganimet elde etmekti. Bunu da itiraf ediyorlar.
Koçan iṣgal harekátını daha sonra Van´da 33 Kürt köylüsünü kurṣuna dizmekle tanınan Mustafa Muḡlalı ve Vali Ali Cemal yönetti. Baytar, siyasi olarak Vali´ye, askeri olarak Mustafa Muḡlalı´ya baḡlıydı..
Koçanlılar ise Qopo Usȇn, Nuro, Sȇtxan Aḡa, Hemed Aḡa, İbraimȇ Ebıli, Sıleman Aḡa, Koçgiri Gurubunun baṣında da Aliṣer´le birlikte direndiler.
Baytar, Aliṣer´le karṣı cephelerde savaṣtıḡını yazmaz.

Nuro Asılıyor


Baytar saldırıdan sonra Elazıḡ´a döner.

Koçan´a karṣı askeri baṣarı elde edememiṣlerdir.
Eski yola, görüṣme adı altında aṣiret reislerine tuzak kurarlar.
Koçan´ın önderlerinden Qopo Usȇn´in abisi Nuro´yu görüṣme tuzaḡına düṣürüp tutuklarlar.
Elazıḡ´da mahkemesi yapılır.
Mahkeme´de Diyap Aḡa´nın oḡlu Veli Aḡa Nuro´ya karṣı ṣahitlik yapar. Burada aḡıza alınmayacak hakaretlerde bulunur. Nuro 1927´de Elazıḡ´da asılır. (Bu tarih tam net deḡil. İdamın 1928´de olduḡunu söyleyenler de var.)
Aynı yıl Veli Aḡa Çemiṣgezek´de Qopo Usȇn kuvvetlerince öldürülür.
Veli Aḡa 1926´da Baytar´la beraber Ankara giden Saygı Heyeti´nin içindeydi. Koçan´a saldırı baṣlayınca milislik yapan aṣiretleri örgütlemede öne çıkmıṣtı.
Ankara ziyareti, Koçan saldırısı, bazı aṣiretlerin milislik yapması, Baytar´ın milis kuvvetlerine komutan seçilmesi, Nuro´nun asılması birbirine baḡlıdır..
Nedense, Baytar bunlardan bahsetmiyor. Hatırlamak istemiyor. Belki de, yazarsa kendi rolü de belli olur diye unutmak istiyor.
Baytar´ın Hatıratım´ına notlar düṣen Mehmet Bayrak´da „olayı bilmiyor“.
Ankara kafilesinin toplu bir fotaḡrafı da kitapda var. M. Bayrak resimdekileri tanıtırken, Baytar için, „Seydan aṣireti umumi mümessili Dr. Nuri Dersimi.“ (Hatıratım, 55 nolu dipnot, sf. 233) diyor.
Baytar´ın böyle bir sıfatı yok. Ankara kafilesine katıldıḡında idama mahkumdur. Ama çiftlikle ödüllendirilmiṣtir. Devlet memurudur. M. Bayrak biliyorsa, Baytar´ın „umumi mümessili“ diye gösterdigi Seydan aṣiretini bize anlatmalıdır.
Qocu, Khewu, Khalu, Mexsudu, Arslanu aṣiretlerinin de içinde olduḡu bir gurub aṣirete toplu olarak Seydan aṣireti denilir. Bu, aṣiretler arasındaki baḡı, akrabalıḡı analatan geleneksel anlatıma dayandırılır. Baytar Nuri´nin bu aṣiretlerle herhangi bir iliṣkisi yoktur. Zaten Ankara dönüṣü Koçan´a karṣı savaṣa katılmıṣtır. Devlet adına komutandır. Böyle birisi nasıl Koçan´ın da içinde olduḡu aṣiretlerin „umumi mümessili“ olabilir.

Baytar Elçiliḡe Devam Ediyor


Dersim´e karṣı hazırlıklar devam etmektedir.

Son saldırıyı yapmak için zamana ve örgütlenmeye ihtiyaçları var.
Umumi Müfettiṣlikler kurulmuṣtur. Umumi Müfettiṣ bir nevi sömürge valisidir. Dersim, Birinci Umum Müfettiṣlik bölgesine dahil edilmiṣtir.
Aṣiretleri oyalayıp, Dersim´i içten parçalamanın yollarını arıyorlar. Aynı zamanda Dersim´i yakından tanımak için her alanda istihbarat çalıṣmalarına hız verdikleri anlaṣılıyor.
Birinci Umum Müfettiṣ, Elazıḡ Valisi Ali Cemal´i Dersim´e gönderiyor. Seyit Rıza ile görüṣmek istiyor. Seyit Rıza görüṣmeyi kabul ediyor. Baytar da gidiyor. O, her ne kadar Seyit Rıza istedi diyorsa da, devlet görevlisidir, bir nevi „devlet temsilcisi“dir, görüṣmelerde bulunması gerekiyor.(KTD, sf. 137)
Anlaṣılan Seyit Rıza´yı kandıramıyorlar. 1929´da Umum Müfettiṣ İbrahim Tali, Baytar´ı Diyarbakır´a çaḡırıyor. Kendisine Özel İdare´den 570 Lira veriyorlar. O, bunu „bir alacaḡı“ı yapıyor. (KTD, sf. 138)
„Yola çıktım. Diyarbakır´a vardıḡımda İbrahim Tali´ye misafir edildim”. (age, sf. 138)
Önemli adamdır. Kendisini hep valiler, paṣalar misafir ediyor. Umum Müfettiṣ kendisine Dersim hakkındaki istihbarat raporlarını okuyor. Boṣ yere okumuyor.
“Siz Dersim´in aydın ṣahsiyetlerinden birisi olduḡunuzdan, sizi Dersim´e göndereceḡim, orada bölgeniz halkı ile iliṣki kurarak bu meseleler hakkında fikir ve amaçlarının ne olduḡunu bana bildirmelerine aracılık etmenizi memleketinizin geleceḡi adına sizden beklerim dedi.
Bu teklifi kabul ettim ve İbrahim Tali´den ayrıldım.“ (age, sf. 139)
Artık Umum Müfettiṣin temsilcisidir. Aṣiret reislerini Diyarbakır´a taṣır. Hozat´dan Müfettiṣe telgraf çeker. Bazı aṣiret reislerini de yanına alıp Müfettiṣin huzuruna çıkarlar. Heyet olarak müfettiṣle görüṣürler. Baytar, aynı aksam Müfettiṣle tek baṣına görüṣür. Baytar´ın anlattıklarına bakılırsa Seyit Rıza hakkında konuṣurlar.
Ertesi gün veda ziyaretine giderler. (Ne büyük aṣk, mutlaka ayrılırken Baytar´ın gözleri yaṣarmıṣtır). Heyetteki her kiṣiye biner lira verilir. Seyit Rıza´ya da iki bin lira gönderilir. Kendisine ne kadar verildiḡini yazmaz. (sf. 140)

Sivas Yollarında


Güya Baytar hakkında idam kararı vardır.

Nedense kimsenin aklına gelmemektedir. Gerçi, O´nu Elazıḡ´a çaḡıranlar, „hiç bir sorgu ve sorumluluḡa uḡratılmayacaḡı“ nı, „yakın zamanda bu duruma dair özel bir karar dahi çıkarmaya söz„ vermiṣlerdir. (KTD, sf. 129)
Sorgu-suale uḡramaz, ama özel karar da çıkmamıṣtır.
Atına biner. Kimseye haber vermez. Sivas yollarına düṣer.
„Sivas merkezinde idim, adlarını saklı bırakacaḡım Kürt aydınlarıyla görüṣmeye baṣladım. Bu arada hakkımda gıyaben verilen karara itiraz ederek yüzüme karṣı muhakemenin yapılmasını istedim. Aleyhimdeki gıyabi hükmün çıkmasından sonra, bir çok af kanunları çıkmıṣ ve mesele zaman aṣımına uḡramıṣ olduḡundan dolayı, yüzyüze yargılama yapılmasına gerek görülmediḡinden mahkemeden buna dair bir karar sureti aldım“ (KTD, sf. 148)
Ne güzel hikaye etmiṣ.
Acaba Aliṣer´in davası niye “zaman aṣımına” uḡramıyor?
Hangi „af kanunu“ çıkmıṣ?
Hesen Xeyri niye asılıyor?
Nuro niye asılıyor?
İstiklal Mahkemeleri denilen ölüm mahkemelerinde insanlar Türkçe bilmiyor diye idam ediliyorlar.
Savaṣlar yönetmiṣ Baytar Nuri´nin davası bir gecede zaman aṣımına uḡruyor.
Gerçekte ise O´nu Elazıḡ´a geri çaḡırdıklarında „özel bir karar“ çıkaracaklarına dair söz vermiṣlerdi. Sözünü tutmuṣlar. Belki de bu kararı geciktirerek Baytar´ı istedikleri gibi çalıṣtırmıṣlardır.
Sivas´tan Elazıḡ´a dönerken yine tutuklanıyor. Yine bırakılıyor. Elazıḡ´a gönderiliyor. Güya savcılıkta sorgulanıyor. Bırakılmasına karar veriyorlar. Kendisinden dinleyelim:
„Genel Müfettiṣlik, Seyit Rıza´yı teskin etmek amacıyla savcılıḡa gönderdiḡi gizli bir emirle, iṣe kanuni bir merasim süsü vererek, sorumsuzluk kararıyla bırakılmamı emretmiṣ ve durum Dersimlilere dahi bildirilmiṣti.“ (KTD, sf. 155)
Baytar´ı hep gizli bir el koruyor. Önce tutukluyor, sonra serbest bırakıyor. Her vesileyle de Dersimlilere haber veriyor. İṣe „kanuni bir süs“ vermeyi de unutmuyorlar. Amac, Baytar´ın durumunun açıḡa çıkmasını engelemek ve Dersimlileri ṣüphelendirmemektir.

Dersim Karıṣınca Baytar Ankara´ya Sıḡınıyor


„1932 yılı ortalarında Dersim´de yine kaynaṣma baṣlamıṣtı. Her ihtimale karṣı tedbirli bulunmak için Ankara´ya gitmek zorunluluḡunu duydum.“ (KTD, sf. 157)

Baytar´ın dediklerine ne demeli, neresinden baṣlamalı.
Kendisini Seyit Rıza´nın temsilcisi, Dersim´in savunucusu ilan ediyor, Dersim´de kaynaṣma olunca, Dersim´e deḡil, Anakara´ya gidiyor. Artık hakkındaki idam kararını da kaldırmıṣlardır. İyice göze girmek, güven vermek istiyor. Belki de Ankara yönetimine doḡrudan rapor veriyor. Her ne kadar „vazifeye tayin“ için gittiḡini söylüyorsa da inandırıcı olamıyor. Ankara yolculuḡunun asıl gayesi „Dersim´deki kaynaṣma“dır. Ankara´ya gitmiṣken, Ṣurayı Devlet´den aklanmasına dair yeniden karar çıkartıyor. Ṣurayı Devlet oy birliḡi ile, „zaman aṣımına uḡramıṣtı, „her nasılsa idam hükmü yüzüne karṣı okunmamıṣtır“ gerekçesi ile „giyabi kararın ortadan kalktıḡı“ sonucuna varıyor. (KTD, sf. 158)
Baytar; emrine girdiḡi Kemalist rejimin kullandıḡı insanları da ortadan kaldırdıḡını biliyor. Bildiḡi için, büyük yerden, Anakara´dan güvence arıyor.
Baytar ın, Diyarbakır-Elazıḡ-Ankara arasında mekik dokuduḡu yıllar, Kemalist rejimin Dersim´in ölüm fermanını verdiḡi yıllardır. Kemalist rejim son darbeyi vurmak için siyasi, idari, askeri hazırlıkları yapmaktadır.
Baytar yönünü Dersim´e deḡil, Ankara´ya çevirmiṣtir.
Zaten O, yıllar önce kendisi için „Dersim´de can güvenliḡi“ kalmadıḡı sonucuna varmıṣtı. (KTD, sf. 129) Belki de durumunun açıḡa çıkmasından korkmuṣtu.

Baytar Suriye´ye Çıkıyor


Dersim´e karṣı topyekun saldırı baṣlamıṣtır.

Köyler bombalanıyor, yakılıyor. Dersim askeri abluka altındadır. Türk parlementosundan ölüm emri, „çıbanı kesin“ emri çıkmıṣtır.
Baytar, Elazıḡ´dadır.
Türk rejiminin ne yapacaḡını yakından biliyor. Anlattıklarından anlaṣılıyor ki, O´nu kullananlar, kendisine güvenmemektedirler. Belkide 1926´da olduḡu gibi doḡrudan savaṣa katmak istiyorlar.
Çareyi kaçmakta bulur.
“Milletin karṣı kaldıḡı feci durumu dünya kamuoyuna bildirmek gerekiyordu. Bu nedenle , bu ödevi üzerime almayı kendime bir borç bildim ve 11 Eylül 1937´de Türkiye sınırlarından dıṣarı çıktım” (KTD, sf. 194)
Karar kendisine aitdir. Baṣka bir yerde de, Seyit Rıza´nın kendisine „her ihtimale karṣı Türkiye dıṣına çıkmasını“ söylediḡini yazıyor. (KTD, sf. 177)
Baytar 11 Eylül 1937´de Suriye´ye çıkıyor.
1937 yazında Sahan Aḡa Türk idaresi tarafından satın alınmıṣ milisler eliyle öldürülüyor.
Aliṣer ve Zarife katlediliyorlar.
Usenȇ Seydi, Cıbrail Aḡa, Fındık Aḡa´nın da içinde olduḡu çok sayıda Dersim lideri Elazıḡ´da esirdirler.
Seyit Rıza görüṣme tuzaḡına düṣürülerek 10 Eylül´de Erzincan´da tutuklanıyor.

Türk İstihbaratıyla İliṣkisi Devam Ediyor


Suriye´ye çıktıktan sonra da Türk istihbarati ile iliṣkisini koparmıyor.

Baytar Nuri Suriye´den Ürdün´e geçiyor. Ürdün´de Türk konsolosu Celal Karasapan kendisiyle iliṣkiye geçiyor. Türkiye´ye dönmesini ve Kütahya´ya yerleṣmesini öneriyor. Anlaṣılan, Baytar artık Türklere güvenmiyor. Yine de durumu idare ediyor. Hatta kendisini Kütahya´ya çaḡırdıkları için teṣekkürlerini iletiyor. Yıl 1939´dur.
Türk Baṣkonsolosu, „ama bundan sonra dıṣ devletlerle ve özellikle Ermeni Taṣnaklarla iliṣki kurma“ diyerek öḡütte bulunuyor. (Hatıratım, sf. 200-204)
Baytar, bu görüsmeleri Ürdünlüler istiyor diye yaptıḡını söylüyor.
Celal Karasapan´la iliṣkisini bitirmiyor.
Suriye vatandaṣlıḡına geçince konsolosla yeniden görüṣüyor. Konsolos, „Suriye uyruḡuna geçiṣini tenkit“ ediyor. Çok nazik bir iliṣki.
Türk istihbarati ile iliskisi hakkında fazla bilgi vermiyor. Sadece takip edildiḡini söylüyor.
İliṣkisini koparmadıḡını dolaylı olarak itiraf ediyor. “.. Idlib´de vazifede iken Mustafa katip ismindeki bir Türk casusu da gelip gitmekte iken bir gün yanımdan azarlayarak kovmuṣtum.” (Hatıratım, sf. 215)
Bu gelip gitmelerin nasıl baṣladıḡını, bu iliṣkinin hangi amaçla sürdürüldüḡü hakkında bir ṣey söylemiyor.
Çok taraflı çalısmayı meslek edinmiṣ Baytar uzun yıllar Türk kartını da yedekte tutuyor.

Dersim Ne İstiyordu?


Dersim ne istiyordu? Niçin direniyordu.

Dersim´in de facto özerkliḡi vardı.
Bu özerkliḡin yapısı, alanı daralıp geniṣlese de, Dersim bir nevi iç islerinde özerkdir. Devletin belli merkezlerde kurumları vardı. Az sayıda da olsa askere de gidiyorlardı. Devlet, tam istediḡi gibi olmasa da vergi de topluyordu. Ama devletin hükmü sınırlıydı.
Osmanlının son döneminde baṣlayan ve Cumhuriyet´le birlikte devletin temel özelliḡi haline gelen merkezileṣme, mutlak idare, Dersim´in statüsüyle çeliṣiyordu. Cumhuriyet merkezileṣmeyi ırkçı bir milliyetçilikle birleṣtirince, Dersim, devlet için çıban oldu.
TC.´ni kuranlar ilk günden itibaren, Dersim´i „sorun“ olarak gördüler.
Dersim, statüsünü korumak istiyordu, devlet, Dersim´i tasfiye etmek istiyordu.
Baytar Nuri, Dersim´i anlatırken yanlızca kendisine hayali payeler biçmekle kalmıyor, Dersim´in isteklerini de keyfine göre deḡiṣtiriyor.
Baytar´ın iddiasına göre, Seyit Rıza kendisine „imza benim, fakat umum Dersim namına sana selahiyet veriyorum. Her ne suretle yazarsanız, yazınız“ demiṣtir. (Hatıratım, sf. 112)
Birincisi Seyit Rıza, Dersim´in saygın liderlerinden birisidir. En azından ittifak yaptıḡı aṣiretlere sormadan, onların onayını almadan Dersim adına kimseye yetki vermez.
Dersim´in iç hukuku vardır. Hiç bir aṣiret kendisini tek baṣına Dersim´in sahibi görmez. Dersim´i Dersim yapan ana özelliklerden birisi de O´nun çoḡulcu yapısıdır. Dersim de ileri çıkmıṣ, saygı duyulan, manevi aḡırlıḡı olan liderler vardır.
Ama Dersim´in tek bir lideri yoktur.
İkincisi, Dersim´de hükümete telgraf çekildiḡinde, talepte bulunulduḡunda bir aṣiretin deḡil, mümkün mertebe çok sayıda aṣiretin imzası atılır. Hiç bir aṣiret, kendisini devletin tek hedefi haline getirmek istemez.
Dahası, bu durum Koçgiri Direniṣi´nin yenilgisinden sonra gündeme geliyor. Dersime sayıları bini bulan kitle sıḡınmıṣtır. Dersim, Koçgirilerin yurduna dönmesi için hükümete baskı yapıyor. Ben, bu yazıṣmaların(Koçgirilerin geri dönmesi ve cezalandırılmamaları ile ilgili) tek baṣına Baytar´a verildiḡini de inandırıcı bulmuyorum. Zira, aynı dönemde Aliṣer´de ordadır. Koçgiri ileri gelenleri de ordadır.
Belki de, Baytar devletle olan iliṣkisinden dolayı bir nevi „aracı“ olmuṣtur.
Biliniyor, Baytar Nuri 1921-26 arası Dersim´de kalıyor.
Türk Hükümeti kendisini göreve çaḡırınca da Elazıḡ´a dönüyor.
Devlet memurudur. Dersim´e ya Vali´nin elçisi, ya Mustafa Muḡlalı´nın komutanı, ya Birinci Genel Müfettiṣ İbrahim Tali´nin görevlendirmesi ile geliyor. Eḡer temsilci sayılırsa, devletin temsilcisidir. Devlet denetimi ve yönlendirmesi altında Dersim´e karṣı görevlidir.
Her ne kadar bu durumu gizlemek istiyorsa da verdiḡi ip uçları, kendi anlattıḡı hayat hikayesi bunun kanıtıdır.
Baytar Suriye´ye çıkınca Dersim adına yabancı devletlere açıklamalarda bulunur. Yazdıḡı ṣikayetnamenin altına da Dersim aṣiretlerinin isimlerine yazar, imzalar. (KTD, sf. 194-197)
Bir baṣka bildirinin altında ise, Dersim Generali Seyit Rıza´nın ismi var.
Bildirin tarihi 30 Temmuz 1937´dir.
Bu bildiriyi muhtemelen Xoybun yazmıṣtır. Bildirinin dilinden anlaṣılıyor. Dersim´in sorunlarından çok, Kürt milli davası gündeme getirilmiṣ. Dersim direniṣi vesile edilerek, Kürtlerin istekleri uluslararası komuoyuna iletilmiṣ. Bildirinin yapay olduḡu Seyit Rıza´ya verilen ünvandan da anlaṣılıyor.
Dersim´de General unvanı yoktur.
Seyit Rıza da dahil hiç bir Dersim savaṣçısı, Dersim lideri kendisine general diye bir sıfat takmaz, kullanmaz.
Dersimliler aṣiretleri adına konuṣurlardı. Ortak açıklamaların altında da aṣiretlerin imzası olur.
Baytar Nuri, bir zamanlar Ankara´dan Istanbul´a gidiṣinde Kürdistan Teali Cemiyeti´nden Kadri ve Cemilpaṣazedelerle görüṣmüṣ ve onlara „Dersim adına belge imzalamıṣ“tı. Dersim yanarken, Xoybun´da kendi propagandasını yapmıṣtır.
Baytar, bildirileri ben yazdım demesine raḡmen, bu bildiriler esas alınarak Dersim´e kimlik biçilmekte, yakın dönemin, henüz canlı ṣahitlerin yaṣadıḡı bir dönemin olayları Dersim´in aleyhine çarpıtılmaktadır.
Baytar kendisi de Dersim´in ne istediḡini satır aralarında yazmak zorunda kalıyor.
„Seyit Rıza ise, general Alpdoḡan´a; Dersim hakkındaki kanunun kaldırılmasını ve Dersim için özel ve milli hakları temin eden seçkin bir idarenin oluṣturulmasını istiyordu.“(KTD, sf. 178)
Dönemin gazetelerinde de Dersim´in talepleri çarpıtılarak da olsa yer alıyor.
18 Haziran 1937 tarihli Tan Gazetesi´nde Dersim Terakki Yolunda diye bir haber var. Haberde Dersimlilerin bir „talep listesi“ gönderdikleri söyleniyor.
„Dersimli beyin yeniden fesat kaynatarak, memleketin huzur ve sükúnunu bozmıya kalktıḡı haberi, evvelá Elázize, oradan Ankara´ya geldi. Dersimli sergerde, üstelik bir de talep listesi göndermiṣti. Yol, köprü, mektep, kıṣla, karakol, vergi, memur, hükúmet teṣkilátı istemiyordu. Kendisi yerinden oynatılmayacak, siláhı alınmayacaktı.“
Bu istekler çok açıktır.
Bu Dersim´in Özerkliḡidir.
Dersim´in yazılı olmayan özerklik statüsüne son veren Tunceli Kanunu´nun reddidir.

Tarihine Sahip Çıkmayan, Geleceḡine Sahip Çıkamaz


Ülkesi iṣgal edilmıṣ, ulusal özgürlüḡü gasp edilmiṣ halkların tarihi de gasp edilmiṣtir.

İnkar edilmiṣ, iṣgalciler lehine deḡiṣtirilmiṣ tarih, bugünü ve geleceḡi de ipotek altına almaktadır.
Dersimliler dıṣardan yazılmıṣ tarihin yerine, kendi tarihlerini yazmaya baṣladılar. Daha çok 1937-38 Jenosid sürecini inceleyen, araṣtıran çalıṣmalar var. Dönemi yaṣamıs insanlarımızın anlatımları var. Bunların bir kısmı yayınlandı.
Yayınlanan çalıṣmalarda Seyit Rıza´nın da hayatı, mücedelesi anlatılıyor.
Bu belge türü kitaplardan birisi de Cemal Taṣ´ın Roȇ Kırmanciye isimli uzun röportajı. Kitap asırlık çınar Hesen Aliȇ Sȇy Kemali´nin anlatımlarına dayanıyor. Dersim´i öḡrenmek isteyenler, anlamak isteyenler bu kitabı mutlaka okumalıdırlar.
Hesen Aliȇ Sey Kemali Seyit Rıza´nın aṣiretinden. Yakın köylüsü. Akrabası. Rus iṣgali döneminden itibaren olayların içinde. Seyit Rıza´yı, ailesini, yaṣamını günü gününe biliyor. Sadece bir anlatıcı deḡil. Anlattıklarını görmüṣ, yaṣamıṣ biri. Bu kitapta da Baytar yok. O´nun çizdiḡi tablo yok.
Baska röportajlar var. Xıdır Aytac´ın, Hüseyin Çaḡlayan´ın, hatta her vesile ile Baytar´ın dediklerini bir mürit gibi tekrarlayan Munzur Çem´in röportajları var.
Dersimlilerin kendi anlattıkları tarihte Baytar yok. Kimse O´nu hatırlamıyor. Dıṣardan birisi. Devlet adamı. Dersim´in hikayesinde olumlu anlamda bir rolü yok.
Ama O´nunla birlikte Dersim´e gelen ve katledilene kadar Dersim´de yaṣayan, mücadele eden Aliṣȇr´in adı da var, sanı da var.
Baytar Nuri´nin yazdıklarına, çizdiḡi senaryoya bir de bu açıdan bakılmalıdır.
Dersim´in doḡal yapısından, tarihinden, kimliḡinden rahatsız olanlar, bu çalıṣmaya da „Baytar Nuri´ye dil uzatılıyor“ diye saldıracaklar.
Boṣuna yorulmasınlar, tarihimizi, kimliḡimizi birileri rahatsız oluyor diye savunmaktan vazgeçmeyiz.
Son söz yerine, 1996´da Dersimlilerinde içinde yer aldıḡı bir gurup Zaza aydınının çaḡrısını anıyorum.
„Tarihimizi, insancıl kültür ve geleneklerimizi kimse kendine mal edip, gaspedemez. 1918-21, 1925, 1937-38 direnişleri özgürlük mücadelemizin tarihidir. Tarihimiz başkaları tarafından yazıldı ve bizden çalındı. Geri istiyoruz. Türk milliyetçiliğinden devr alınan sahte tarih yazımına son verilmelidir.“ (Serbestiye´nin Kurulus Bildirisi)

Haziran 2011

www.dersimpress.co




19:08:00
2011-06-26
Bu haber  3306  kere okundu Yazıcıya Yolla
YORUMLAR
 Deresem  2011-06-29
  Mevki makam adamı..
 Baytar Nuri şovmen..Bir o tarafa bir bu tarafa..Ortalığı karıştırmaktan başka bir şeye yaradığı yok..Devlet, Nuri efendiye özel ev verir..Orada güzel güzel yaşar..Hem de devlete çalışır ,devletin iyi bürokratıdır.
 KIZILBAS DERSIMI  2011-06-27
  NE SOL NE KUHRLAR KIZILBAS DERSIM TARIHINI YAZAMAZ !
 Konu:12 Haziran 2011 DHF Secim degerlendirmesi ve Dersim
DEMOKRATIK HALKLAR FEDERASYONUNA ELESTIRI VAR !
DHF yaziyor ;
Genel seçim sürecinde Dersim, devrimci-demokratik güçler arasında önemli bir tartışma alanı oldu. DHF’nin boykot kararını eleştiren dostlarımız “DHF’nin BDP’yi desteklemesi gerektiğini”, “DHF’nin el altından CHP’yi desteklediğini”, “DHF’nin Kürt sorununa kayıtsız kaldığını” vb. argümanları ön plana çıkardılar.

DHF nun genel boykot karari kendi bilecegi istir.
Secim sonrasi Dersim boyutunu degerlendirmesi ve sorunu koymasi acisindan
ne de olsa üzerine gitmemizi gerektiren Kizilbas devrimci tavrimizi kamuoyu ile paylasmak isteriz.
Dersimimizi Anaocagi gibi görmüs beslenmis Türk ve Kürt solu ve sagida dahil.
Dersimin ne anlama geldiginin tarihsel ve siyasal ve de milliligi acisindan bu güne kadar
hic gercekci bir analizi yapamamis ama alananimizda dogmatizimin hep propagandacisi olmustur.

Yazip okutturduklarimiz aslina uygundur.
Bizde halkimiza yüklenen siyasi yorumlara karsi fikir belirliyecegiz.
Alevi veya Alevi halki (Cumhuriyeten sonraki adlandirmadir)
Kizilbas veya Kizilbas halk (Anadoluda yasayan birden fazla inanc ve sifatlandirmayla adlandirilmis bir halkin" Cati ismi" olarak tecrit icerikli Ortacag dan son yüzyila mirastir.
Raa-Haq denilen Ocakzadeligin soya dayanmasi ve kendi tanrisini soyunda aramasi öylesi bir idalizme sartlandirmasinin özgenligidir.
Dersim cografyasi Jar-u Dijar Anavatanidir benzeri yoktur.

Tarikati Bektasi soya dayanmiyan bölgesel kismi farkli ibadet ve inanc eylemleri ve sosyallasmasi bakimindan" Makami Dikme" ve Mekanlari ile reformist kurumlasma modeli ile farklidir ama tarihsel olarak bu inanc özgenligide "Insani Kible "görür.

Bu her iki Alevi toplumunun halk inanclari Araplarin hic biriyle ne soydan ne de inanctan birlikteligi ispatlanamaz.
Tarihsel boyutu ile tassavufta Ortadogu halklar cephelesmesindeki düzenlere damga vuran Din-Dikta düzenlerinde siyasi taraftar olmadir.Din fügüranlari ve motifler siyasi olup subjektif olmayip cografya disi tasima tanistirma maksatlidir.

Dersimin Ehlibeyt ocaklari Araplarin Ehlibeyt sülaleriyle hic bir fiziki biyolojik
bagisikligi ispatlanamaz.
Secere denilen arapca yazilmis okunup anlasilamayan Mühür basma olayi nin soy yani bos sevda ütopyaciligidir.
Felsefesi insanda tanri olmak olanla
Peygamberli kitapli "Ehli Sunnet"yani Serriya birbirilerini tamamlayamaz.
Burada bir parantez acip "Alevi -Sunni kardestir Patron Aga kallestir "diye atilmis
solaganlar propaganda idolojisinden öte bir sey olmadigi gibi Alevi halki
Sunni mezhebe karsit görme sevdasi Ata cumhuriyetciligidir.
TC kurulusundan beri bu tezi siyasallastirmis ve bugünün solculari bunu
dogmatik olarak pratikte böyle olmamasina ragmen ezber okumalari yayginlastirmakla
gerici vizyonu koruma bilincsizlikleriyle beslenerek zehirlenmislerdir.
Tarih kirliligine cevre kirliligide eklendikse Alevi halkla iliskiler zayiflama sürecine girmistir.
Ne Ibrahim Kaypakkaya ne Deniz ve arkadaslari ne de Mahir ve arkadaslari
Dersimi halkini inanclarini sosyoljisini ve Milli özgenligini inceleyebilmislerdir.
Aslini inkar eden haramzade denilir biz inkar etmiyoruz ve bu konuda devrimci olmanin sarti Dersimi Dersimlinin kizilbasini anlamaktan gecer diyoruz,
Hangi parti hangi programinda Alevileri Halk olarak taniyor hemen hemen hic biri.
Bütün ezberlenmis okumalarin mirasi olarak Alevilik(tarihsel ispati olmiyan) bir inanc olarak isleniyor
Aleviligin tanimini yapacak onu ulusal ve uluslararasi bir inanctir yapisiyla bilimsel ve de tassavufculuk uzmanligiyla ispatlayabilecek analizini resmilestirecek yani Kitapsizlari
kitapliyacak varsa buyursun hodri meydan !

DHF Bildirisine dönelim kisa notlarla DHF secim degerlendirmesi bildirisinden alinti yapalim.

DHF diyor ki;Dersim pratigimiz basarilidir !
Fakat açıklıkla belirtmek isteriz ki, dostlarımızın DHF’ye karşı girişmiş oldukları dostane olmayan tutum izaha muhtaçtır.

Kimmis dostlari inkarcilar ve ilhak teorisyenleri Ortacag kafatascilari miras yedi mizikacilar kendileri gibileri olmazsa dost olur mu?

Severekte olmazsa DHF nin birde özel elestirisi var dostlarina;

"Dostlarımızın önemli yanlışlarından birisi de “Dersim cellâdına âşık olmuş” söylemleridir. Dersim’den çıkıp ülke geneline baktığımızda “ezilen milyonlar AKP’ye, CHP’ye, MHP’ye âşık olmuş, buradan bir şey çıkmaz” mı diyeceğiz?
Kesinlikle hayır ! "

Yorum yapmiyoruz ama ne Dostlar ne Postlar kavgasi oldugu ortada.
Hatirlatmada fayda var Dersim soykiriminda idam edilen Seyit Riza ve arkadaslarinin bugünün dava Avukati "Zorunlu iskan"kitabinin yazari Dersim Barolarbirligi eski baskani niye tecrite mahrum kalsin?
Solcular kendini yaziyor ve savunuyor mesele Dersimi yazmak ve savunmaktir
Her sey acik ortada Hüseyin Aygün yillardir Dersim halkvekili olarak ve bir Ocakzade olarak mücadele veriyor CHP bir arac ve amac olmadigini bilmiyen yok sayilir Dersimde.

DHF devam ediyor..
“Yeni CHP” ve Kılıçdaroğlu safsatasının Dersim’de etkili olduğu çıkan sonuçtan da görülmüştür.
Bu bilinc bulandirma operasyonu Dersim`deki bütün kurumlarin kitlesi üzerinde dahi -
BDP ve DHF de dâhil olmak üzere- etkili olmuştur. Bu durum bütün devrimci ve demokratik güçler tarafından açık yüreklilikle kabul edilmelidir."

Sormak gerekir Doslar "Bilinc bulandirma operasyonlari" Dersimde uygulayanlar kimlerdir ? cevap aci ve agir yillardir Kizilbas halkin Dersim milli ruhisekillenme otantigini tecritle ugrasan inkarin mirasini okumalarla yayginlastiran tarihsel ölcüde Ajan safii Mehmet Nuri Dersimi sifatlarini günümüz kosullarinda tazeliyerek bayatlamis düsüncelere Devrimci görüs diye halkimiza götürenler dogmatik ve gercek bilinc bulandiricilaridir.

Dersim ve Alevi halkinin kader tain hakki programlara islenmedikce uluslararasi tehlikede ya degisecek ya degistirilecek yoksa
"Dersimde sol yol yokus yolu
Halkin yolu koptu kolu" deyimi dilerde dolasmaya baslar.

DHF secim birden bire basarisizlikla yorumlarken 2.bilinc bulandirma hatiratimina giderken tavsiyelerini yazmis.
DHF;diyor ki,
Dostlarımızın da benzer bir yönelime girmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yoksa Dersim’deki başarısızlıklarının faturasını DHF’ye ve Dersim halkına kesmeye kalkışmak, yeni yanlışların altına imza atmak olacaktır.

Biz diyoruz ki,Görünen köy Klavuz istemez bizim Kiblemiz zati kendimizde ama "Dersimin ihanetini unutmuyacagiz"diyen S.Demirtasa Mesajlari belli ki ters tepki yapmis.

DHF diyor ki;
Seçim tantanası bitmiş ve Dersim sorunlarıyla, hâkim sınıfların kapsamlı saldırıyla yüz yüze kalmıştır. Askeriyle, polisiyle, cemaatiyle, düzen partileriyle, valisiyle, barajlarıyla… Dersim kapsamlı saldırıların odağı durumundadır.

DHF diyor ki;
DHF dün olduğu gibi bugün de başta devrimci kurumlar ve BDP olmak üzere bütün dost güçlerle, yanlışları tespit ederek gidermeye ve sınıf düşmanlarımızın kapsamlı saldırılarına ortak mücadele mevzileriyle karşı koymaya hazırdır."
biz diyoruz ki;
50 yil önce Dersime yüklenen "Sosyalizm Programi "yanlisti isci sinifi olmiyan halkin
felsefik ve kültürel degerleri car cur edildi enkaz büyük ve sonuclari aci ve bedeli agir oldu.
HDF diyor ki,
Kurtuluşumuz Mecliste Değil, Demokratik Halk Devrimindedir!
"Düzenden değil örgütlü mücadelemizle yaratacağımız aydınlık yarınlardan beklentimiz olduğunu haykırmak için,
Kürtlere, Ermenilere, Alevilere ve diğer ezilen kesimlere yönelik inkar, imha ve asimilasyon politikalarına karşı çıkmak için,"

Biz diyoruz ki ;Her Devrimci sosyalist bu üst satirlari elbette onaylar ama isin ilginc yani" Sunni "diye bir sözcük kullanilmadan Aleviler denilmis.
Halkimiz artik sunu biliyor her kim ki,"Aleviligi örgütlerim "diye yola cikarsa kendini kandirir.her kim ki,Aleviler örgütlenmelidir diyorsa Devrimci dir.
Alevilerin ayri örgütlenme hakki ulusal demokratik hakki dir.
Kendi kaderlerini diger halklarla birlikte belirleme hakki Devrimci demoktatik siyasal hakki dir.
Talepler Demokratiklestirilmedikce
Esitsizlik demokrasinin geleceginde kusku yogunlasirsa
Yol haritamizi cizmeye zorlanirsak boykot sirasi bize gecer.
Biz diyoruz ki ;Unutturtmiyacagimiz Alevist gercekligimizdir.

Dersimli bir okur
Bu Habere Yorumunuzu Ekleyin
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir
Iletisim   |   Sitene Dersim Haberleri Ekle   |   Anasayfam yap   |   Sik Kullanilanlara Ekle
Copyright © DersimNews.Com 2008-2011 Dersim Haber Ajansı iletişim: dersimnews@hotmail.com