ANASAYFA
  18 Mayıs 2012 Cuma 06:47  Dersimnews.com Yenilendi 21:07:00  Misyoner Müftünün İtirafları 19:33:00  Çalıştayın Amacı Alevi Sunnileştirmekmiş! 17:57:00  Paş Köyü’nde Askerler Ormanları Yakıyor! 15:30:00  Amaç Devşirme Alevi Yetiştirmek -01:26:00  FDG’den Erdoğan’ın Sözlerine Tepki 22:39:00  Dersim’de Kayıp Bir Ozan: Sey Qaji 11:49:00  Çanakkale’de Artin Ağa’nın Kahvesi Buruktu O Gün 11:40:00  İşkur 130 Kişiye İş Verecek 11:10:00  Peri Suyu Darda! 20:27:00  
Untitled Document
  Hava Durumu
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
 Haftanin Çok Okunanlarİ
 
 Çok Yorumlananlar
 Dersimli Sanatçılara Açık Çağrı


MİSYONER MÜFTÜNÜN İTİRAFLARI
Eski Tunceli Müftüsü Arslan Türk, Necdet Dersim’de misyonerlik faaliyetlerini anlatıyor. İşte Arslan Türk ve Necdet Subaşı arasında geçen diyaloglar…

Misyoner Müftünün İtirafları

Dersim News/Analiz


Necdet Subaşı ve Tunceli Müftüsü Arslan Türk’ün Diyalogları ve Misyonerliğinin İtirafı


Aşağıdaki diyaloglar Dersim Milletvekili Hüseyin Aygün’ün hazırladığı  raporun Alevi Çalıştayı’nın bant kayıtlarının çözümlemesidir. 

Alevi Çalıştaylarının
Koordinatörü Necdet Subaşı ve dönemin Tunceli Müftüsü Arslan Türk arasında geçen diyaloglar yer almaktadır.

Bu diyaloglarından anlıyoruz ki; hükümet Alevi Sorunu’nu “devşirmecilik” ve “misyonerlik” faaliyetleriyle çözebileceğini ummaktadır. Hükümetin de gerçek niyetinin Alevileri Sunnileştirmek olduğunu anlaşılıyor.

Tunceli Müftüsü Arslan Türk,  Dersimli Kızılbaşları sunileştirme çalışmalarından bahsetmektedir. Tunceli Müftüsü Arslan Türk, bir müftü olmaktan öte kendisini özel olarak görevlendirilmiş bir “misyone”r olarak görmekte. ” Misyonerlik” faaliyetlerini en ince ayrıntısına kadar anlatmaktadır.

Dersim’de asimilasyonun nasıl yürütüldüğü ve asimilasyonun boyutlarını da gözler önüne sermektedir

Misyoner müftü Arslan Türk’ün
Tunceli Cemevi yönetimininde misyonerlik faaliyetlerine nasıl destek olduğunu da anlatmaktadır.

Ne yazık ki Tunceli Cemevi yönetimi, Dersim Kızılbaşlarını sunileştirme rolünü müftlükle beraber yürütmektedir. Cemevi  Dernek Başkanı olan
Ali Ekber Yurt’un Tunceli Valiliğine bağlı bir devlet memuru olması üzerinde tartışılması gereken bir konudur. Valinin emir eri Cemevi dernek başkanı Ali Ekber Yurt, Dersim’e gelen her devlet yetkilisini Cemevi’ne davet etmekte ve bu şahıslara “özel cemler” yapmaktadır. Cem ibadetini “seyirlik bir oyun” gibi gören Cemevi Dernek başkanı Tunceli Müftüsüyle el ele verip misyonerlik faaliyetlerine destek vermektedir.

Amacı Alevileri sunnileştirmek olan “Alevi Çalıştayları”nın Dersim’deki misyonerliğini üstlenen Tunceli Müftüsüne destek veren Tunceli Cemevi Dernek başkanı Ali Ekber Yurt, derhal istifa etmelidir.

Dersim halkı, oynanan bu kirli oyuna karşı tepkisini ortaya koymalıdır. İbadethanelerimizi, birilerine yaranmak adına kendi çıkarları için kullanan Cemevi dernek başkanı derhal görevinden istifa etmelidir, istifa etmediği takdirde Cemevi yönetimi kendisini görevden almalıdır.

_______________________________________________________


Aşağıdaki metin, 19 Ağustos 2009’da Ankara Rixos Otel’de düzenlenen 3. Alevi Çalıştayı bant kayıtları çözüm raporundan alınmıştır.[1]


MODERATÖR (Alevi Çalıştayları Koordinatörü Necdet Subaşı, isim belirtilmemiş ekleme bize ait) – “Bizde teşekkür ediyoruz. Şimdi bir müfre­dat sorunu var. Bu müfredat nasıl hazırlanacak? Size sormuyorum. Şeyi kapatır mısınız hocam. Müfredat sorunu var. Bu müfredatı kim hazırlayacak? Bu hazırlanmış müfredatı kim sunacak öğrenciye? Yani ilahiyat mezunu din kültürü öğretmeni mi sunacak, yoksa şimdi üzeri­nde durmadık ama bir şekilde devşirilmiş, üretilmiş Alevi öğretmenler mi bunu sunacak? Buralar falan çok muallâkta şeyler. Hiç bu konu­larda bir şey doğrusu bilmiyoruz. Teşekkür ediyoruz.

Şimdi Tunceli Müftüsü Aslan beye söz vereceğim. Ondan da özel­likle oradaki resmi ve gayri resmi tanıklıklarını büyük bir açık yürekli­likle bizimle paylaşmasını istiyorum.

ARSLAN TÜRK (10.07.2007’de Tunceli İl Müftüsü olarak göreve başlıyor) - Sayın Bakanım, muhterem hocalarım hepinizi hürmetle, saygı ile selamlıyorum.

Ben iki yılı aşkındır Tunceli müftülüğü yapıyorum. Âcizane Tunceli de yaşayan Aleviliği ve tespitlerimi sizlere arz etmek için geld­im buraya. Davet ettiler sağ olsun sayın başkanım Necdet Bey ancak ben sabahtan bu ana kadar olan tartışmalardan şunu anladım, eğer yanlış anladıysam özür dilerim, Alevilerin ilahiyatçılarla, Diyanet çilere güven açısından bakışı biraz farklı gibi. Benim Tunceli deki tespitim o. Yani şöyle söyleyeyim, Tunceli müftülüğü olarak gerek cemeviyle gerekse halkla güven konusunda pek fazla sıkıntımız yok. Her geçen gün bu güven meselesini de pekiştiriyoruz. Mesela bazı örneklerle; üç camimiz, üç Kur an kursumuz ve bir cem evimiz var. Ama ben gelen her ziyaretçimi, gelen her misafirimi ilk gezdirdiğim yer cemevidir.

Hayır, efendim, Tunceli olarak, Tunceli müftüsü onun için. Yani Tunceli olarak söylüyorum efendim. Tunceli adına konuştuğumuz için.

MODERATÖR - Kayıtlara geçecek, sonra siz zor durumda kalırsınız.

ARSLAN TÜRK - Gelen her misafirimi ilk önce gezdirdiğim yer Tunceli deki cemevidir. Orayı gezdiriyorum. Yapılacak dini merasim­lerin % 95 veya 98 inin tamamı bizim görevliler tarafından yapılıyor ve böyle arzu ediliyor. Hatta eğer belirli bir yerde ise o hoca efen­dinin gelip, o görevi yapmasını bekliyorlar. Yani cenaze yıkaması, de­fin, efendim Kur an-ı Kerim okunması, cenaze namazının kılınması. Sadece cenaze namazının farklılığı şu, sesli okutuyorlar duaları. Bir de uydum imama yerine, onlar, uydum 12 imama diyorlar. Bu farklılıklar var. Bunun haricinde ki defin olayı, Kur an-ı Kerim, dua ve peşinden biz gidiyoruz görevliler ile beraber taziyede Kur an-ı Kerim okuyoruz dua yapıyoruz. Gayet güzel kabul görüyor Sayın Bakanım. Hatta bir görevlimiz 257 tane böyle dini merasime bir yılda gittiğinin çetelesini tutmuş. Tabi bununla beraber diğer görevlilerimiz de yapıyor bunu. Kendi dedelerine fazla yaptırmıyorlar. Dedelerinin bir kısmı, işte hep­inizin bildiği gibi birtakım sure ve dualarda veya hitabet konusunda zorluk çektiği için, hem bu yönden hem de bizim görevliler bu işi daha gönülden, daha duygusal ve daha güzel yaptıkları için bu konuda yani müftülük olarak Diyanet olarak Tunceli de bayağı bir mesafe almışız.

Tabi okullar da biraz önce sayın hocamın dediği bir din der­si öğretmeninin orada zor olduğunu söyledi. Okullar da zor ola­bilir. Çünkü Tunceli de gençlerimizin birçoğu, Tunceli gençlerinin birçoğunun boynunda haç işareti var. Yani şu son zamanda ateizme doğru kayan bir grup var elbette. Ama esnaf, belirli bir yaştan sonrakiler böyle değil. Onlarla gayet rahat, medeni bir şekilde anlaşabiliyorsun, görüşebiliyorsun, hatta biz Kutlu Doğum haftası, Muharrem ayındaki aşure ikramı ve Muharrem ayındaki etkinlikleri cemevi ile birlikte istişare ediyoruz. Programların çakışmaması için. Hatta Kutlu Doğum haftası programında hocamlar bir sene konferansa geldiler. Kendile­rine dedim ki: Biz de inanıyoruz. Peygamber bizim de peygamberimiz diyorsunuz. Buyrun o zaman Kutlu Doğumun bir yerinde kısa bir konuşma yapınız ev sahibi olarak. Ben açılış konuşması yaparken, siz de bir hoş geldin konuşması yapın dedim. Dediler ki; hocam kabul edersen Peygamber efendimizin doğumunu sazlı olarak biz seslen­direlim. Dedim ki, olur. Bir tane, oradaki cemevinde çalışan bir Alevi vatandaş geldi, Kutlu Doğum programında Peygamber efendimizin doğumunu sazıyla birlikte seslendirdi. Yine aşure, ha keza böyle yani yapılacak programları karşılıklı paylaşırsanız bu güven problemi bir hayli halledilmiş oluyor. Ben Tunceli de, hocalarımın birçoğunun söylediği gibi, benim dediğim gibi ilahiyatçılarla, Diyanet çilere bakış açısı ayrı veyahut da bilemiyorum takiyye kelimesini kullanmak istemi­yorum ama takiyye mi yapıyorlar diye ama bu da değil.

MODERATÖR - Ya hocam siz şimdi bize öyle bir şey anlattınız ki Tunceli resmimiz bozuldu. Bu anlattığınıza göre orada Diyanet, köylül­erin dirilerine, Alevilerin ölülerine hizmet yapıyor.

ARSLAN TÜRK - Zaten görevimiz bu değil mi? Yani bir sıkıntımız yok orada. Ciddi manada bir sıkıntımız yok orada. Bu köylerde de öyle, mesela 30 yıldır orada hiç camide cenaze namazı kılınmamış. 27 Mart seçiminden iki gün önce, Cuma namazında bir muhtar adayımız vefat ediyor. Oğulları geldi dediler ki; Hocam biz babamızın cenazesini bu camide kıldırmak istiyoruz. Müsaade eder misiniz? Dedim hay hay, o bizim görevimiz. Tabi o gün bir siyasi partinin, DTP nin de mitingi vardı. Sayın Valimize bilgi vereyim diye aradım. Dedi ki; Güvenlik açısından bir tedbir istiyor musun? Dedim ki, hayır, Tunceli nin biraz her geçen gün bu da azalıyor, güvenlik kuvvetlerine karşı bakış açısı değişik. Bu herkes tarafından biliniyor. Ama bu da her geçen gün azalıyor. Gelen oradaki güvenlik kuvvetlerinin onlarla olan diyalogları bunu da bayağı azalttı. Ve cenaze namazını kıldık, Cuma namazından sonra. Hep birlikte cenaze arabasına koyduk ama nasıl millet toplanmış, böyle ne yapıyor bunlar filan, orayı da aştık.


Dolayısıyla, cenaze namazı yıkama işi filan hep cemevinde yapılıyor. Ama % 90 nını bizim görevlilerimiz yapıyor. Görevlimiz, atıyorum bir köyde ise veya Elazığ daysa eğer, ona yaptıracaksa bekliyor. Telefon­la bekletiyor cenazeyi. Zaman zaman Cuma namazına tesadüf ettiği zaman acele ediyorlar. Cuma namazına bekletmemek için. Bizde ikna ediyoruz, diyoruz ki: Bak Cuma namazı bu. Görevli görevini yapması lazım ve Cuma namazını kılar kılmaz gidip yine o görevi yapıyor.

Peki, bu manada ciddi manada sıkıntı yok. Karşılıklı güven duygu­su içerisinde ama gençler arasında bir hayli sıkıntı var. Burada benim tabi beklentim yeni açılan üniversitemizdeki rektörümüz gayet çalışkan birisi. Bayağı da efendim, devletten, hükümetten bayağı da bir yardım aldı. Ama Sayın Bakanım buradayken, Diyanet Vakfı yetkilileri de bura­dayken, Diyanet İşleri Başkanlığı yetkilileri buradayken... Acilen oraya yurt yapılması lazım. Şu anda 1500 öğrenci alacağını söylüyor. Ama geçen kendisine söyledim... Hocam 1.500 den vazgeç. 500 öğrenci alalım ama nerede yatıracağız bunları? Hiç yok...

MODERATÖR - Sizin orada bir imam hatip tecrübeniz olmuş, o ne oldu hocam? Yani kısaca, imam hatip kapandı değil mi?

ARSLAN TÜRK - O bizden önceydi efendim.

MODERATÖR - Yani sizinle ilgili değil canım. Tunceli deki imam hatibin durumu nedir?

ARSLAN TÜRK - O kapanmış. O Kenan Güven zamanında ama keşke kapanmasaydı. Çünkü orada zaman zaman bir iki ay okuyan oralı gençler var. Zaman zaman ziyarete geliyorlar. Keşke devam etseydik diyorlar. Kapanmış ama yani böyle karşılıklı konuşulduğu zaman Tunceli halkı kendine özgüveni olan medeni ve Türkiye nin Avrupa sı diyebileceğim.

Şimdi belki de birçoğunuz, geçenlerde sendikadan iki şahıs gel­di. Dediler ki, hocam bu Tunceli hoşumuza gitti. Dedim ki, o zaman hoşunuza gittiyse, bakın müftülükte boş kadro var. Alayım sizi oraya falan. Dediler, biz yolları bozuk, evleri yıkık filan ama hiç de öyle değil.


Cidden öyle değil. Tunceli fiziki olarak coğrafi güzellikleri olan bir yer. İnsanları medeni. Yani demokrasinin tam uygulandığı bir yer mi diy­eyim. İsteyen istediği gibi yer, isteyen istediği gibi gezer. Bana Tunceli hakkında bilgi ver derken, ben şu cümle ile başlıyorum ama burada onu pek yapmadım. Onu söyleyeyim. Tunceli de içki satılmayan iki yerden birisi cami, birisi, cemevini de öyle kabul edersek, fırın. Bu­nun haricindeki tüm alım-satım yerlerinde içki vardır. İçki içerler. Böyle bir yer yani medeni bir yer, kimse kimseye karışmadığı bir yer ama ilgi istiyorlar. Tabi birazcıkta siyasi olarak düşünülürse, belediye başkanlığındaki o yapı, Tunceli de biraz yıkılması lazım.

Tunceli ve dengeyi sağlamak için mutlaka gelen bu öğrencilerimize orada sahip çıkıp, devletimizin sahip çıkıp orada bırakmamaları lazım. Emin olun ki bu sene 500 öğrenci gelecekse bunların hemen hemen hepsi kaydını yaptıracak ve dondurup geri gidecektir. Çünkü kalacak hiç yer yok. Evler çok pahalı. Yetecek kadar da ev yok. Acil yurda ihti­yaç var. Onun için ben, hocalarımın söyledikleri kadar ümitsiz değilim. Belki hocalarım işin biraz daha teorik yönü, biraz daha ilmi yönünü araştırıyorlar ama pratikte üç adım atılırsa bir adım onlar geliyor.

Ben oradaki meşhur dedelerle TRT 2 de, GAP ta canlı yayın da yaptım. Hiç bir cebelleşmemiz olmadı ve şu ana kadar müftülüğümüzle camimiz aynı bahçede. Camiye değil de müftülüğe gelmeyen hiçbir dede kalmadı. İki defa gittik, dedik ki, üçüncü de siz de cay içecek­siniz. Sizdeki çay bizde de var hatta biz tatlı da ikram edeceğiz size, dolayısıyla geldiler. Zaman zaman istişare de ediyoruz. Zaman Zaman hatta valilikte olacak bir işlerine bizi aracı kılmak istiyorlar. Sayın ho­cam, bize yardımcı olda, şu işimizi valilikte yapıverelim diye. Yani ben ümit varım.

MODERATÖR – Teşekkür ediyorum hocam. Umut verdiniz. Umarım bu umut, mesela şöyle anlaşılabilir: Oralarda şöyle iyi çalışılırsa, halk kısa sürede Sünnileştirilebilir. Böyle anlaşılabilir veya iyi bir diyalog onları kendi kimlikleri ile kalmalarına vesile olabilir. Siz onu…peki sayın hocam.
 


[1] 3. Alevi Çalıştayı, 2009, s.194–195, DNA Medya Tanıtım, Başak Matbaası, Ankara.






[1] 3. Alevi Çalıştayı, 2009, s.111–115, DNA Medya Tanıtım, Başak Matbaası, Ankara.


 




19:33:00
2011-09-22
Bu haber  2286  kere okundu Yazıcıya Yolla
YORUMLAR
Bu Habere Yorumunuzu Ekleyin
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir
Iletisim   |   Sitene Dersim Haberleri Ekle   |   Anasayfam yap   |   Sik Kullanilanlara Ekle
Copyright © DersimNews.Com 2008-2011 Dersim Haber Ajansı iletişim: dersimnews@hotmail.com