Dersim Soykırımına ilişkin tartışmalar sürüyor. 1937-38 yılları arasında yaşanan katliam bir soykırım mı yoksa katliam mıydı? Dersim Hollanda Vakfı konuya ilişkin bir yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada Dersim de yaşananların jenosit olarak görülmesi gerektiği vurgulandı. İşte o açıklama:
Dersim Jenosidine dair
Dersimliler olarak kelimelerin gücünün tanımadığımız gün geçtikçe daha iyi anlaşılıyor. Anlatımı ve anlamı güçlü kılmanın başında uygun literatürü kullanmak gelir. Dersim jenosidi de maalesef uygun literatür kullanmama nedeniyle , bütün iyi niyetlere rağmen, zayıflatılıyor.
Tertele=Jenosit değildir
Dersimli kurum, kuruluş ve bireylerin kullandıkları “tertele” kelimesi Dersim Jenosidini tanımlamaktan uzak bir kavramdır. Bu kavram gelecek açısından davaya zarar getiren bir kavram olduğu gibi, gelecek nesillerde kimliğin kavranması ve güçlenmesine de bir katkı sunmayacak. Her nekadar tertele kavramına jenosid anlamı yüklenmeye çalışılsa da, bu kavram uluslararası arenada kabul edilen jenosid ile örtüşmüyor. Terteleye yüklenen “kırım” anlamı, Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen JENOSIT tanımının sadece beş maddesinden biridir. Oysa biliyoruz ki Dersim jenosidi sadece kırım ile sınırlı değildir. Onur Öymen’in fitilini ateşlediği tartışmalara baktığımızda karşımıza çıkan ortak görüşlerden biri de “devletin orantısız güç kullandığı” görüşüdür. “Devlet aslında kimseyi kırmak istemiyordu, kendini bilmez bazı yetkililer görevlerini kötüye kullandılar, devlet yeni bir düzen kurmak istiyordu, Dersimli ağalar da kendi çıkarları için buna karşı çıktılar, devlet de onların üstüne gitti ama dozu kaçırdı …” türünden açıklamalar “tertele” kelimesinin gelecekte ne gibi sorunlar çıkaracağı konusunda bize yeterli ip uçları veriyor. “Tertele” kelimesinin “terdene” den geldiği, bunun da “kırıma, toplu katlima denk geldiği” doğru değildir. Uluslararası jenosit hukukundan doğan haklarımızı şimdiden ipotek altına alan “tertele “ adlandırması bırakılıp “jenosid” tanımlaması kullanılmalıdır. Dersim jenosidini kabul etmeyen professör Martin van Bruinessen (Dersim 38 sözlü tarih projesi danışmanılığı da yapıyor) “tertele Dersim” adlandırmasını rahat bir şekilde kullanmasının bir nedeni olsa gerek. Dersim 38 sözlü tarih projesi akademik danışmanı Taner Akçam’ın “Dersim Jenosidi” yerine “tertele Dersim” tanımlamasıni tercih etmesi de son derece anlamalı.
Dersim Jenosidi başka jenosidlerin gölgesine sokulamaz
“Tertele Dersim” ile başlayan tartışmaların vardığı noktaklardan biri de Dersim 1938’in, 1915 te yarım bırakılan Ermeni Jenosidinin devamı olduğudur. Bu görüşe göre; 1915 te kaçıp Dersim’e sığınan Ermeniler dillerini ve dinlerini değiştirdiler. Devletin 1938’in amaçlarından biri dönen Ermenileri yok etmek iken diğeri de Ermenilere yardım eden Dersimlileri cezanlandırmaktı. Bu iddianın birinci bölümünü dile getirenlerden biri de Ermenistan devlet kurumu olan NORAVANK FOUNDATION adlı stratejik düşünce kuruluşuna bağlı olan araştırmacı Ruben Melkonyan’dır. 30 eylül 2010 tarihli “ON HISTORY AND ACTUAL PROBLEMS OF ARMENIANS OF DERSIM” adlı makalesinde bu görüşünü şöyle dile getiriyor: “…We can clearly say that one of the main and important target groups for the Turkish authorities were the Armenians who sheltered there after 1915. Many facts, evidences of the survivors come to prove that the events of 1937-1938 were the continuation of the Armenian Genocide for the Armenians from Dersim; over those years a part of the Armenians who survived in 1915 was killed…” (kaynak: http://www.noravank.am).
Ikinci iddayı dile getirenlerden biri de Dersim Ermenileri Derneği başkanı Mirhan Prgiç’tir. Yeni Aktüel Dergisi 226. ve 227. sayılarında “Dersim Ermenileri” başlığı altında bir yazı dizisi yayınlandı. Derginin 226. sayısı, sayfa 42 “ Mirhan Prgiç, 38 katliamının “Ermenileri sakladınız” gerekçesiyle daha sert olduğunu iddia ediyor.” Bu iddia Taner Akçam (Dersim 38 sözlü tarih projesi akademik danışmanı), avukat Hüseyin Aygün (Dersim 38 sözlü tarih projesi hukuk danışmanı) , tarihçi Hans-Lukas Kieser (Dersim 38 sözlü tarih projesi danışmanı) ve Cemal Taş’a (Dersim 38 sözlü tarih projesi Türkiye kordinatörü) da soruluyor. Ortak cevap “kuvetli bir ihtimaldir” oluyor. Bu iddiayı ancak Dersim tarihini bilmeyenlerin ortaya atacağı bir iddiadır.
Dersim jenosidini başka jenositlerin gölgesine sokmak, Osmanlı’da Ermeni sorununun olmadığı bir dömende var olan Dersim sorunu hakkında onlarca rapora ve sefere rağmen bu iddiada bulunmak, tarihimize ve dere kenearlarında kurşuna dizilen, evlerde diri diri yakılan mazlumlarımıza haksızlık ve hakarettir.
Dersim jenosidi yabancıların sorumluluğuna bırakılamaz
Son zamanlarda yaşanan gelişmelerden biri de Dersim 38’i Uluslararası Ceza Mahkemesine götürme çalışmalarıdır. Basında çıkan haberlere göre bunu yapmak isteyen komisyon üyelerinden biri de ABD’lı avukat Prof.Dr. Barry Fisher’dır. Barry Fisher’de kendisiyle yapılan bir röportajda şöyle diyor: “…Dersim’de ise öldürme var, kültüre karşı bir yasak var, ancak ‘bütün Kürtleri öldürelim’ diye bir niyet var mı bu tartışılır…” (kaynak: www.firatnews.org , ‘Tanıkları ölüyor, çok az zaman var’). Her nedense Dersim Jenosidine el atan yabancıların bu konuda ısrarla net olmak istemiyorlar. Dersim 38’e jenosid diyemeyenlerin bu jenositde başka jenosotlerin izlerini sürmeleri veya bizleri bir yerlere bağlamaya calışmaları bir daha gösteriyor ki Dersimliler bu işi yabancılara bırakmakla büyük hata ediyorlar. Kısa vadeli hesaplarla Dersim jenosidi “tertele” ediliyor .
Jenosit ölü rakamlarından ibaret değildir
Yapılan hatalardan biri de Dersim Jenosidini rakamlarla ifade etmeye çalışmaktir. Bunu yapmak jenosidi bilmemektir. Sadece rakamlar üzerinden tartışmalar yapmak jenosidin diğer boyutlarını gözden kaçırmamıza neden olur ve bizi yanlış noktalara yönlendirir. Israil 1982 Sadra ve Şatill Mülteci kamplarını basıp 700 ile 3500 arasında Filistinliyi öldürdü. Bu katliam Birleşmiş Milletler tarafından jenosit olarak kabul edildi. Görüldüğü gibi jenositte rakamların önemi yoktur. Yapmamız gereken, öldürülen mazlumların sayısını bir kenara bırakıp, onların neden öldürüldüklerini, onlar üzerinden araştırmak ve gelecek nesillere materyal bırakmaktır.
Uluslararası Ceza Mahkemesi nin Roma Statüsü ne göre jenosidin tanımı 6. maddede yapılmaktadır. Bu maddeye görejenosit, bir milletin, etnik, dini bir grubun veya bir ırkın tamamını veya bir bölümünü yok etmek amaçlı yapılan aşağıdaki davranışlardır:
(1) Grup üyelerini öldürmek; (2) Grup üyelerine ciddi fiziki veya zihinsel zarar vermek; (3) Grup üyelerini bilerek tamamen ya da kısmen fiziksel yok oluşa götürecek yaşam şartlarına tabi tutmak; (4) Gruptaki doğumları kasıtlı olarak engellemek (5) Grubun çocuklarını zorla başka bir gruba transfer etmek
Şunu iyi bilmeliyiz ki bugün bu konuda çalışanların ömürleri bu davanın sonucunu görmeye yetmeyecektir. Yapılması gereken, bu davanın takipçisi olacak nesil yetiştirmenin ve onlara malzeme bırakmanın yollarını aramak olmalıdır. Dersim jenosidi bireylere endekslenmeyecek kadar kutsal bir davadır.
Dersim Jenosidi mazlumları için sadece uluslararası jenosid hukukundan doğan haklar geçerli olmalı
Dersim jenosidi için tek ölçümüz uluslararası hukuktan doğan haklar olmalı. Hiç bir kurum, kuruluş veya bireyin bu haklar dışında başka taleplerde bulunma hakkı yoktur ve olmamalı. Dersim jenosidi bir özür veya sürgün listelerinin açıklanmasıyla geçiştirilecek bir dava değildir ve buna da indirgenmemeli.
4 Mayıs 2011 Hollanda Dersim Vakfı
|