ANASAYFA
  18 Mayıs 2012 Cuma 06:09  Dersimnews.com Yenilendi 21:07:00  Misyoner Müftünün İtirafları 19:33:00  Çalıştayın Amacı Alevi Sunnileştirmekmiş! 17:57:00  Paş Köyü’nde Askerler Ormanları Yakıyor! 15:30:00  Amaç Devşirme Alevi Yetiştirmek -01:26:00  FDG’den Erdoğan’ın Sözlerine Tepki 22:39:00  Dersim’de Kayıp Bir Ozan: Sey Qaji 11:49:00  Çanakkale’de Artin Ağa’nın Kahvesi Buruktu O Gün 11:40:00  İşkur 130 Kişiye İş Verecek 11:10:00  Peri Suyu Darda! 20:27:00  
Untitled Document
  Hava Durumu
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
 Haftanin Çok Okunanlarİ
 
 Çok Yorumlananlar
 Dersimli Sanatçılara Açık Çağrı


JENOSİT Mİ TERTELE Mİ?
Dersim Soykırımına ilişkin tartışmalar sürüyor. 1937-38 yılları arasında yaşanan katliam bir jenosit miydi yoksa katliam mıydı?

Dersim Soykırımına ilişkin tartışmalar sürüyor.  1937-38 yılları arasında yaşanan katliam bir soykırım mı yoksa katliam mıydı? 
Dersim Hollanda Vakfı konuya ilişkin bir yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada Dersim de yaşananların  jenosit olarak görülmesi gerektiği vurgulandı. İşte o açıklama:

Dersim Jenosidine dair


Dersimliler olarak kelimelerin gücünün tanımadığımız gün geçtikçe daha iyi anlaşılıyor. Anlatımı ve anlamı güçlü kılmanın başında uygun literatürü kullanmak  gelir. Dersim jenosidi de maalesef uygun literatür kullanmama nedeniyle , bütün iyi niyetlere rağmen, zayıflatılıyor.

Tertele=Jenosit değildir


Dersimli kurum, kuruluş ve bireylerin kullandıkları “tertele” kelimesi  Dersim  Jenosidini tanımlamaktan uzak bir kavramdır. Bu kavram gelecek açısından davaya zarar getiren bir kavram olduğu gibi,  gelecek nesillerde kimliğin kavranması ve güçlenmesine de bir katkı sunmayacak. Her   nekadar tertele kavramına jenosid anlamı yüklenmeye çalışılsa da, bu kavram uluslararası arenada kabul edilen jenosid ile örtüşmüyor. Terteleye yüklenen “kırım” anlamı, Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen JENOSIT  tanımının sadece beş maddesinden biridir. Oysa biliyoruz ki Dersim jenosidi sadece kırım ile sınırlı değildir. Onur Öymen’in fitilini ateşlediği tartışmalara baktığımızda karşımıza çıkan ortak görüşlerden biri de “devletin orantısız güç kullandığı” görüşüdür.  “Devlet aslında kimseyi kırmak istemiyordu, kendini bilmez bazı yetkililer görevlerini kötüye kullandılar, devlet yeni bir düzen kurmak istiyordu, Dersimli ağalar da kendi çıkarları için buna karşı çıktılar, devlet de onların üstüne gitti ama dozu kaçırdı …” türünden açıklamalar “tertele” kelimesinin gelecekte ne gibi sorunlar çıkaracağı konusunda bize yeterli ip uçları veriyor. “Tertele” kelimesinin “terdene” den geldiği,  bunun da “kırıma, toplu katlima denk geldiği” doğru değildir. Uluslararası jenosit hukukundan doğan haklarımızı şimdiden ipotek altına alan “tertele “ adlandırması bırakılıp “jenosid” tanımlaması kullanılmalıdır. Dersim jenosidini kabul etmeyen professör Martin van Bruinessen (Dersim 38 sözlü tarih projesi  danışmanılığı da yapıyor) “tertele Dersim” adlandırmasını rahat bir şekilde kullanmasının bir nedeni olsa gerek. Dersim 38 sözlü tarih projesi  akademik danışmanı Taner Akçam’ın  “Dersim Jenosidi” yerine “tertele Dersim” tanımlamasıni tercih etmesi de son derece anlamalı.


Dersim Jenosidi başka jenosidlerin gölgesine sokulamaz


“Tertele Dersim” ile başlayan tartışmaların vardığı noktaklardan biri de Dersim 1938’in, 1915 te yarım bırakılan Ermeni Jenosidinin devamı olduğudur. Bu görüşe göre; 1915 te kaçıp Dersim’e sığınan Ermeniler dillerini ve dinlerini değiştirdiler.  Devletin 1938’in amaçlarından biri dönen Ermenileri yok etmek iken diğeri de Ermenilere yardım eden Dersimlileri cezanlandırmaktı.  Bu iddianın birinci bölümünü dile getirenlerden biri de Ermenistan devlet kurumu olan NORAVANK FOUNDATION adlı stratejik düşünce kuruluşuna bağlı olan araştırmacı Ruben Melkonyan’dır. 30 eylül 2010 tarihli “ON HISTORY AND ACTUAL PROBLEMS OF ARMENIANS OF DERSIM” adlı makalesinde bu görüşünü şöyle dile getiriyor: “…We can clearly say that one of the main and important target groups for the Turkish authorities were the Armenians who sheltered there after 1915. Many facts, evidences of the survivors come to prove that the events of 1937-1938 were the continuation of the Armenian Genocide for the Armenians from Dersim; over those years a part of the Armenians who survived in 1915 was killed…” (kaynak: http://www.noravank.am).


Ikinci iddayı dile getirenlerden biri de Dersim Ermenileri Derneği başkanı Mirhan Prgiç’tir. Yeni Aktüel Dergisi 226. ve 227. sayılarında “Dersim Ermenileri” başlığı altında bir yazı dizisi yayınlandı.  Derginin 226. sayısı, sayfa 42  “ Mirhan Prgiç, 38 katliamının “Ermenileri sakladınız” gerekçesiyle  daha sert olduğunu iddia ediyor.” Bu iddia Taner Akçam (Dersim 38 sözlü tarih projesi akademik danışmanı),  avukat Hüseyin Aygün (Dersim 38 sözlü tarih projesi hukuk danışmanı) ,  tarihçi  Hans-Lukas Kieser (Dersim 38 sözlü tarih projesi danışmanı)  ve  Cemal Taş’a (Dersim 38 sözlü tarih projesi  Türkiye kordinatörü)  da soruluyor.  Ortak cevap “kuvetli bir ihtimaldir” oluyor. Bu iddiayı ancak Dersim tarihini bilmeyenlerin ortaya atacağı bir iddiadır.


Dersim jenosidini başka jenositlerin gölgesine sokmak, Osmanlı’da Ermeni sorununun olmadığı bir dömende var olan Dersim sorunu hakkında onlarca rapora ve sefere rağmen bu iddiada bulunmak, tarihimize ve dere kenearlarında kurşuna dizilen, evlerde diri diri yakılan mazlumlarımıza haksızlık ve hakarettir.


Dersim jenosidi yabancıların sorumluluğuna bırakılamaz


Son zamanlarda yaşanan gelişmelerden biri de Dersim 38’i Uluslararası Ceza Mahkemesine götürme çalışmalarıdır. Basında çıkan haberlere göre bunu yapmak isteyen komisyon üyelerinden biri de ABD’lı avukat Prof.Dr. Barry Fisher’dır. Barry Fisher’de kendisiyle yapılan bir röportajda şöyle diyor:  “…Dersim’de ise öldürme var, kültüre karşı bir yasak var, ancak ‘bütün Kürtleri öldürelim’ diye bir niyet var mı bu tartışılır…” (kaynak:  www.firatnews.org  , ‘Tanıkları ölüyor, çok az zaman var’).  Her nedense Dersim Jenosidine el atan yabancıların bu konuda ısrarla net olmak istemiyorlar. Dersim 38’e jenosid diyemeyenlerin bu jenositde  başka jenosotlerin izlerini sürmeleri veya bizleri bir yerlere bağlamaya calışmaları bir daha gösteriyor ki Dersimliler bu işi yabancılara bırakmakla büyük hata ediyorlar. Kısa vadeli hesaplarla Dersim jenosidi “tertele” ediliyor .


Jenosit ölü rakamlarından ibaret değildir


Yapılan hatalardan biri de Dersim Jenosidini rakamlarla ifade etmeye çalışmaktir. Bunu yapmak jenosidi bilmemektir. Sadece rakamlar üzerinden tartışmalar yapmak jenosidin diğer boyutlarını gözden kaçırmamıza neden olur ve bizi yanlış noktalara yönlendirir.  Israil 1982 Sadra ve Şatill Mülteci kamplarını basıp 700 ile 3500 arasında Filistinliyi öldürdü. Bu katliam Birleşmiş Milletler tarafından jenosit  olarak kabul edildi. Görüldüğü gibi jenositte rakamların önemi yoktur. Yapmamız gereken, öldürülen mazlumların sayısını bir kenara bırakıp, onların neden öldürüldüklerini, onlar üzerinden araştırmak ve gelecek nesillere materyal bırakmaktır.


Uluslararası Ceza Mahkemesi nin Roma Statüsü ne göre jenosidin tanımı 6. maddede yapılmaktadır. Bu maddeye görejenosit, bir milletin, etnik, dini bir grubun veya bir ırkın tamamını veya bir bölümünü yok etmek amaçlı yapılan aşağıdaki davranışlardır:


(1) Grup üyelerini öldürmek;
(2) Grup üyelerine ciddi fiziki veya zihinsel zarar vermek;
(3) Grup üyelerini bilerek tamamen ya da kısmen fiziksel yok oluşa götürecek yaşam şartlarına tabi tutmak;
(4) Gruptaki doğumları kasıtlı olarak engellemek
(5) Grubun çocuklarını zorla başka bir gruba transfer etmek


Şunu iyi bilmeliyiz ki bugün bu konuda çalışanların ömürleri bu davanın sonucunu görmeye yetmeyecektir. Yapılması gereken,  bu davanın takipçisi olacak nesil yetiştirmenin ve onlara malzeme bırakmanın yollarını aramak olmalıdır. Dersim jenosidi  bireylere endekslenmeyecek kadar kutsal bir davadır.


Dersim Jenosidi  mazlumları için sadece uluslararası jenosid hukukundan doğan haklar geçerli olmalı


Dersim jenosidi için tek ölçümüz uluslararası hukuktan doğan haklar olmalı. Hiç bir kurum, kuruluş veya bireyin bu haklar dışında başka taleplerde bulunma hakkı yoktur ve olmamalı. Dersim jenosidi bir özür veya sürgün listelerinin açıklanmasıyla geçiştirilecek bir dava değildir ve buna da indirgenmemeli.


4 Mayıs 2011
Hollanda Dersim Vakfı




12:27:00
2011-05-08
Bu haber  2658  kere okundu Yazıcıya Yolla
YORUMLAR
 DERSIMIZ  2011-05-27
  Bu bir soykirim tabiki
 Eger coluk cocuk yasli savunmasiz insanlar katediliyorsa demeki soykirimdirzira hep hic ayrim gözetmeksizin kücük bebekleri bacaklarin dan tutup kayaya carparak kat edenzihniyet kücücük kizara tecavüz edip sonrada öldüren öyle aci büyükkü anlata miyiyorum yani Bunu anlamaliyiz Bu BIR SOYKIRIM DIR!!
Bu Habere Yorumunuzu Ekleyin
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir
Iletisim   |   Sitene Dersim Haberleri Ekle   |   Anasayfam yap   |   Sik Kullanilanlara Ekle
Copyright © DersimNews.Com 2008-2011 Dersim Haber Ajansı iletişim: dersimnews@hotmail.com