HALİS, GOLA ÇETU İÇİN ÖNERGE VERDİ
Dersim News/Ankara
Dersim milletveki Şerafettin Halis, Dersimlilerin kutsal mekalarından Gola Çetu için soru önergesi verdi.
Halis, 04.03.2009 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan a yazılı olarak yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Uzunçayır Barajı sularının altında kalan ziyaret yeri Gola Çetu ile ilgili verilen soru önergesinde şu ifadelere yer verildi:
Tunceli’de yapılmış olan Uzunçayır Barajı’nın su tutmasıyla birlikte, bölge halkı için önem teşkil eden, ibadet edilen kutsal mekânlar su altında kalmaya başlamıştır.
Bu durum üzerine avukat Barış YILDIRIM, 19 Ağustos 2009 tarihinde bölgedeki Alevilerin kutsal mekân olarak gördükleri “Gola Çetu” adlı bölgenin sular altında kalma tehlikesi yaşadığı gerekçesiyle, savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur.
Şikâyet üzerine, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, 28 Eylül 2009 tarihinde inceleme yapması için bir polis ekibini bölgeye göndermiştir. Tutulan tutanakta, şöyle denilmiştir: “Cemevinin altında, Pülümür ile Munzur çaylarının birleştiği noktada, Alevi örf ve inançlarına göre Hızır’ın orada görüldüğü, Hz. Ali’nin belirtilen noktadan geçtiği için kutsal sayıldığı, adanan kurbanların burada kesildiği, ayrıca dilek dilenen ve mum yakılıp duaların edildiği bir yer olduğu, yapmış olduğumuz mülakatlardan anlaşılmış, ayrıca adı geçen ziyaretgâh bölgesinde herhangi bir ibadet edilecek yapının bulunmadığı görülmüştür.”
Savcılık, bu tutanak sonrasında 11 Şubat 2010’da kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
Savcılığa göre, Gola Çetu bir kutsal mekan olarak kabul edilmeyip gerekçesi de şu şekilde sunulmuştur: “Zira söz konusu yerin birkaç ağaç ve kayalıkla bir miktar düzlükten ibaret açık bir alan olduğu, insan eliyle yapılmış ve ibadete tahsis edilmiş bir ibadethanenin mevcut olmadığı...”
Oysaki Alevi inancında ibadet yerlerinin bir kısmı zaten doğa içerisindeki mekânlardır. Ve bu inanç öğretisine göre bir yerin “kutsal” sayılması için insan eliyle yapılmış olması zorunluluğu aranmaz. Adı geçen yerin sular altında bırakılması, Türk Ceza Kanunu’nun 115. maddesinde düzenlenen ‘inanç, düşünce ve kanaat hürriyetini engelleme ile 153. maddesindeki ‘ibadethanelere zarar verme’ suçu oluşturmaktadır.
İsviçre’de Cami minarelerine getirilen yasağa ilişkin yaptığınız açıklamada “Oralarda da inanıyorum ki, akıl sahibi, izan sahibi olanlar var. Ve onlar da diyorlar ki, ‘bu iş yanlış olmuştur, özür diliyoruz ve bunu tekrar aslına döndüreceğiz” demiştiniz. Bu duyarlılığınızı kendi ülkenizdeki, yani, Tunceli’de baraj suları altında kalan kutsal mekân için de göstermeniz gerekir.
Bu bilgiler ışığında;
1-) Bir yerin, ibadet yeri ve kutsal mekân olmadığını polis raporunu referans alarak belirlemek doğru mudur? 2-) Adı geçen ibadet yerinin sular altında bırakılması, Kanunu’nun 115. “inanç, düşünce ve kanaat hürriyetini engelleme” “ibadethanelere zarar verme” suçunu oluşturmuyor mu? 3-) Bölge halkının inancına saygı gereği, yurttaşların inanç özgürlüğünü sağlama adına, baraj kodunun düşürülerek bu ibadet yerini kurtarmayı düşünüyor musunuz?
|